Tarih: 17.02.2026 12:05

Ekrandaki hayat, gerçek hayatı zehirliyor mu: Türk dizilerinin toplumsal bedeli

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye’de en çok izlenen ana akım diziler üzerine yapılan içerik analizleri, şiddetin televizyon anlatılarında yoğun biçimde yer aldığını gösteriyor. Bir araştırmada, popüler dizilerde sözel, fiziksel ve psikolojik şiddetin sistematik biçimde işlendiği tespit edildi.

Uzmanlara göre bu durum:

Şiddetin sorun çözme yöntemi olarak sunulması

Suç figürlerinin karizmatize edilmesi

Mafya ve yeraltı ilişkilerinin “güç” sembolü hâline getirilmesi

gibi sonuçlar doğurarak özellikle genç izleyicilerde rol model kaymasına yol açabiliyor.

Aile, ahlak ve sadakat algısında aşınma

Gençlerin izlediği diziler üzerine yapılan akademik incelemelerde, içeriklerin sosyal ve duygusal gelişim alanlarını doğrudan etkilediği belirlendi.

Araştırmalarda öne çıkan bulgular:

Aile yapısının çatışma ve entrika üzerinden kurgulanması

Evlilik dışı ilişkilerin dramatik merkez hâline gelmesi

Sadakat ve dürüstlük değerlerinin zayıf temsil edilmesi

Uzmanlara göre bu anlatı dili, “ilişki normallerini” yeniden tanımlayarak genç izleyicilerde gerçek hayat beklentilerini bozabiliyor.

Lüks tüketim ve gösteriş kültürü

Dizilerdeki karakterlerin çoğunlukla:

Ultra lüks konutlarda yaşaması

Marka ve statü odaklı hayat sürmesi

Kolay yoldan zenginleşmesi

tüketim kültürünü teşvik eden bir anlatı oluşturuyor.

Medya sosyolojisi çalışmalarına göre bu temsil biçimi, özellikle alt ve orta gelir gruplarında:

Yetersizlik hissi

Statü kaygısı

Borçlanma eğilimi

gibi psikososyal etkiler üretebiliyor.

Çocuk ve ergen gelişimine etki

10–18 yaş grubuna yönelik yapılan içerik analizlerinde dizilerin:

Rol model algısını şekillendirdiği

Sosyal davranış kalıplarını etkilediği

Şiddet ve çatışma dilini görünür kıldığı

tespit edildi.

Uzmanlar, özellikle erken yaşta yoğun dizi maruziyetinin:

Empati gelişimini zayıflatabileceğini

Sabırsızlık ve haz odaklılık oluşturabileceğini

Kimlik inşasını medya karakterlerine bağımlı hâle getirebileceğini

belirtiyor.

Alkol, madde ve zararlı yaşam tarzı temsili

Ana akım yapımlarda:

Alkol tüketiminin sosyalleşme aracı gibi sunulması

Gece hayatının idealize edilmesi

Riskli yaşam tarzlarının “özgürlük” göstergesi yapılması

uzmanlar tarafından eleştiriliyor.

Bu temsil biçiminin, özellikle genç izleyicilerde:

Erken yaşta deneme eğilimi

Madde kullanımına karşı algı yumuşaması

Risk davranışlarında artış

oluşturabileceği ifade ediliyor.

Toplumsal gerçeklik algısı bozuluyor

Medya araştırmaları, televizyonun sosyal değişimi etkileyen başlıca araçlardan biri olduğunu vurguluyor.

Uzmanlara göre diziler:

Gerçek dışı zenginlik ve güç anlatılarıyla beklenti çıtasını yükseltiyor

Emek-başarı ilişkisini zayıf gösteriyor

“Kısa yoldan yükselme” algısını besliyor

Bu durum özellikle genç işsizler ve öğrencilerde motivasyon kırılmasıyla ilişkilendiriliyor.

Toplumu mu etkiliyor, toplumu mu yansıtıyor?

Sosyolojik analizler, dizilerin hem toplumu yansıttığını hem de dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Yani:

Diziler mevcut kültürel eğilimlerden besleniyor

Ancak aynı zamanda yeni normaller üreterek davranış kalıplarını yeniden şekillendiriyor

Bu çift yönlü etkileşim, medya içeriklerinin etkisini daha da güçlendiriyor.

Genel değerlendirme

Uzmanlara göre Türkiye’de dizi sektörü:

Küresel ölçekte kültürel ihracat başarısı yakalasa da

İç pazarda değerler, aile yapısı ve gençlik davranışları üzerinde tartışmalı etkiler üretiyor

Eleştirilerin odak noktası ise şu soruda düğümleniyor:

“Reyting uğruna kurulan kurgu dünyalar, gerçek hayatın ahlaki ve sosyal zeminini aşındırıyor mu?” (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —