Dünya gündemine oturan Jeffrey Epstein dosyasının, emperyalist ve Yahudi siyasetçiler, bürokratlar ve finansörlerin yer aldığı bir dosya olduğu için dünya kamuoyunun sessiz kaldığını söyleyen Malatyalı hukukçu Zeki Taşkıran, sürece ilişkin İLKHA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Jeffrey Epstein davasını hukuki açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?

Taşkıran, "Jeffrey Epstein'ın gerçekleştirdiği olay, belki de son 100 yılda hatta son bir iki asırda bu derecede görülmemiş bir olaydır. Hukuki açıdan basitleştirilmiş gibi görünse de küçük yaştaki çocukların fuhşa teşviki adı altında yürütülmüş bir soruşturmadır. Suçun vasıflandırılması basit gibi görünse de üst düzeyde bakıldığında çok ağır ve ciddi sonuçları olan, insanların adalete olan inancını yerle bir eden bir olaydır. Üst düzey bürokrat ve siyasetçilerin doğrudan içinde yer aldığı, siyasi manevralarla bağlantılı, adaletsizlik ve bürokrasi boyutu olan çok yönlü bir soruşturmadır." dedi.
Bu tür sapkınlık dosyalarında “güçlü ve nüfuzlu” isimlerin yargılanması neden zorlaşıyor?
Taşkıran, "Siyaset ve bürokrasi bunun temel sebebidir. Epstein dosyası, Amerika'da nüfuzlu Yahudi üst düzey bürokrat, siyasetçi ve finansörlerin yer aldığı bir dosyadır. Bu üst düzey Yahudi lobisinin etkisi nedeniyle hem basın hem hukuk açısından bastırılmış ve alt düzeye indirilmiştir. Siyaset kurumu, bürokrasi ve finans, dosyanın basitleştirilmesine ve kapanmasına sebep olan en büyük faktörlerdir."
Epstein’ın daha önce aldığı hafif ceza hukuk devleti ilkesiyle bağdaşır mı?
Epstein'in daha önce aldığı cezanın hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını vurgulayan Taşkıran, "Asla bağdaşmaz. Üst düzey isimlerin deşifre olmaması için 13 ay gibi bir hapis cezası verilmiştir. Televizyonlarda Bill Clinton’dan Trump’a, Elon Musk'a kadar birçok ünlü ismin bu olaylarla anıldığı söylenmektedir. Bu nedenle dosya küçük tutulmuştur. Daha sonra intihar ettiği söylense de buna inanmak mümkün değildir. İnfaz edilerek dosyanın üstü örtülmüştür. Bu dava basit bir dava değil, çok büyük bir davadır." diye konuştu.
Uluslararası bağlantıları olan suçlarda ulusal hukuk neden yetersiz kalabiliyor?
Taşkıran, "Bunun temel nedeni ABD ve küresel güç dengeleridir. Ekonomik güç, sosyal medya gücü ve teknolojik güç belirleyicidir. Uluslararası hukuk da bu güç dengelerinden bağımsız değildir. Bu nedenle kimse etkili bir müdahalede bulunamamaktadır." dedi.
Mağdurların uzun süre sessiz kalması davaların seyrini nasıl etkiliyor?

Taşkıran, "Mağdurların sessiz kalmama ihtimali neredeyse yoktur. Bir kısmının öldürüldüğü, bir kısmının susturulduğu iddia edilmektedir. Bu nedenle dışarı çıkıp 'Ben mağdurum' diyebilecek kişi sayısı çok azdır. Böyle bir ortamda mağdurların konuşabilmesi zaten mümkün değildir." ifadesini kullandı.
Epstein’ın ölümüyle birlikte davanın kapanması hukuken ne anlama geliyor?
Taşkıran, "Ceza hukukunda 'cezaların şahsiliği' ilkesi vardır. Cezalar şahsa bağlıdır. Epstein ölünce dosya onun açısından kapanmıştır. Ancak işbirlikçiler varsa, onların yargılanması gerekir. Dosyaya giren bazı evrakların Amerika Adalet Bakanlığı tarafından kısmen yayımlandığı ve bazı isimlerin geçtiği bilinmektedir. Ölmüş kişiler açısından dava düşer; mirasçılara geçmez. Ancak işbirlikçiler yönünden devam etmesi gerekirken, siyasi manevralar nedeniyle dosyalar zaman zaman açılıp kapanabilmektedir." dedi.
Bu tür dosyalarda “cezasızlık algısı” toplumda nasıl bir etki yaratır?
Taşkıran, "Cezasızlık algısı adalete olan güveni bitirir. Umutsuzluğu artırır. İnsanlar adaletten bir beklenti içine giremez hale gelir. Mağdurlar da sesini çıkaramaz, çünkü bir sonuç alınacağına inanmaz." dedi.
Benzer vakaların tekrar yaşanmaması için hukuk sistemlerinde ne tür reformlar gerekir?
Taşkıran, "Yasal düzenlemelerden çok uygulama önemlidir. Çocukların fuhşa teşvik edilmesi ve seks ticareti gibi suçların cezası 13 ay olamaz. Sorun, yasaların uygulanmamasıdır. Üst ve alt sınırlar arasındaki oransızlıkların giderilmesi ve caydırıcılığın artırılması gerekir. Ancak en büyük mesele hukukun tarafsız ve etkili şekilde uygulanmasıdır." diye konuştu.
Kamuoyunun ve medyanın baskısı yargı süreçlerini etkiler mi?
Kamuoyunu ve medya baskısına da değinen Taşkıran, "Kesinlikle etkiler. Sosyal medya ve basın, hem uluslararası hem ulusal hukukta ciddi bir etkiye sahiptir. Bazen büyük davalarda işlem yapılmazken, sosyal medyada gündem olan bir olayda hızlı ve sert kararlar verilebilmektedir. Bu durum adaletin eşit uygulanmadığını göstermektedir." dedi.
Epstein davası modern hukuk sistemleri için bir uyarı mıdır?
Taşkıran, "Modern hukuk sistemlerinin bu tür davalardan ders çıkaracağını düşünmüyorum. Siyasi çıkarlar söz konusu olduğunda süreçler farklı işlemektedir. Bu nedenle kalıcı bir değişim beklemek zor görünmektedir." ifadesini kullandı.
Son olarak eklemek istediğiniz bir husus var mı?
Son olarak Taşkıran şunları kaydetti:
"Türkiye'nin bu konuda sessiz kalmaması gerekir. Epstein'ın Türkiye'ye defalarca geldiği, bazı otellerde kaldığı ve çeşitli kişilerle görüştüğü iddiaları araştırılmalıdır. Türkiye bağlantıları ortaya çıkarılmalı; kimlerin görüştüğü, herhangi bir suç unsurunun bulunup bulunmadığı incelenmelidir. İçişleri Bakanlığı, İstihbarat Teşkilatı ve Adalet Bakanlığı gerekli araştırmaları yapmalıdır. Aksi halde toplumun vicdanı rahat etmeyecek, adalete olan güvensizlik artacaktır." (İLKHA)