Doğunun Nabzı Haber Portalı

ÇALIŞAN ANNENİN YAŞADIĞI GÜÇLÜKLER

ÇALIŞAN ANNENİN YAŞADIĞI GÜÇLÜKLER
Mehmet Salih SEYHAN
Mehmet Salih SEYHAN( salihseyhan@salihseyhan.com )
02 Temmuz 2021 - 13:50

Çalışan anneler, bildiğiniz gibi, gündüzleri çocuklarını kreşe, bakıcıya veya yakın akrabaya bırakmak zorunda kalıyorlar. Çocuklarıyla ancak üç-dört ayı geçmeyen doğum izni sırasında beraber olabiliyorlar. Avrupa ülkelerinin çoğunda doğum izni bir yıldır. Hemen her kurumun mutlaka bir kreşi vardır. Anne, belli saatlerde, çocuğunu emzirmeye gidebilmektedir. Türkiye şartlarında, çalışan anne olmak gerçekten çok zor. Bir tarafta onu çalışmak zorunda bırakan ekonomik sıkıntı, diğer tarafta evlat hasreti. Ne işini bırakabiliyor, ne yavrusuyla beraber olabiliyor.

Tam da bu noktada, şunu belirtmemiz gerekiyor: Çocuk eğitiminde anne-çocuk beraberliğinin süresi değil, niteliği önemlidir. Karşılıklı sevgiye ve güvene dayalı, her iki tarafın zevk aldığı yarım saatlik bir beraberlik, bağırıp çağırma ve çatışmayla geçen, iki tarafın da zevk almadığı, gün boyu süren beraberlikten daha kalitelidir. Çalışan anneler, çocuklarına yeterli zaman ayıramadıkları için kendilerini suçlu hissederler. Halbuki, tekrar belirtirsek, beraberliğin süresi değil kalitesi önemlidir. Çalışan anne, her gün çocuğuyla birlikte olduğu kısa sürede ona sevgisini gösterir, eğitimiyle ilgilenir, güven duygusunu güçlendirirse; çocuk anneden ayrı kaldığı saatlerde fazla sıkıntı yaşamaz. Anne ve baba ile birlikte olacağı akşam saatlerini sevinçle bekler.

Çalışan annelerin dikkat edeceği en önemli husus, çocuğunu gönül rahatlığı ile teslim edebileceği güvenilir bir kreş veya bakıcı bulmaktır. Çoğu problemler, anne ile bakıcının veya kreşin eğitim anlayışlarındaki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Çocuk iki farklı eğitim anlayışı ile karşılaştığı zaman, bocalar, hangisine göre hareket edeceğini bilemez. Çoğu kez, taviz veren ve şımartan tarafa yönelir. Bunu daha çok büyükanne veya yakın akrabaya bırakılan çocuklarda müşahede etmekteyiz. Gündüz her isteği yerine getirilen şımartılmış çocuk, akşam annenin disiplini altına girmek istemez, inatçılık yaparak anneyi üzer.

Çalışan kadının annelik sorumluluğunu bilerek ve isteyerek çocuk sahibi olması çok önemlidir. Sadece ailenin baskısı ve eşinin isteği ile çocuk sahibi olan çalışan bir kadına ev işleri, çocuk bakımı ve eğitimi ağır gelir. Bize gelen vak’alarda, özellikle iki tip çalışan anneye rastlıyoruz. Birincisi, çocuk bakımını ve eğitimini altından kalkılması zor bir yük olarak değerlendirenler. İkincisi, çalıştığı için annelik görevini yeterince yerine getiremediğini düşünerek suçluluk duygusuna kapılanlar.

Birinci tip çalışan anne, işten yorgun geldiği için, çocuğun ilgi çekmek amacıyla yaptığı yaramazlıklara ve huysuzluklara katlanamaz. Uslu ve söz dinleyen bir çocuk olmasını ister. Bu isteği yerine gelmediği için çocuğa baskı yapar, onunla çatışmaya girer. Çocuk, anneden beklediği ilgiyi göremeyince, sevilmediği duygusuna kapılır, iyice huysuzlaşır. Anne ile birlikte iken yaramazlık yapan, anneyi çileden çıkaran çocukların ekserisi, kreş öğretmenlerinin veya bakıcının yanında çok uysal, söz dinleyen çocuklardır.

İkinci tip anneler, suçluluk duygusuyla, çocuğun her isteğini yerine getirir, hediyelere boğar, gereğinden fazla sevgi ve ilgi göstererek onu şımartır. Çocuk, kural tanımayan, anne babayı tahakkümü altına alan bir zorba olur çıkar. Anne, verdiği sevginin karşılığını alamadığı için üzülür, ancak üzüntüsünü belli etmemeye çalışır. Çocuğu azarlamamak ve cezalandırmamak için kendini zor tutar. Bu sıkıntı, zaten işten eve yorgun gelen anneyi iyice yıpratır. Çalışan anneler, suçluluk duygusunun etkisinde kalmamalı, çocuklarına yeterli sevgi ve ilgi göstermekle birlikte disiplini elden bırakmamalıdır.

KÖŞE YAZARLARI
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

Copyright © 2021 - Tüm hakları saklıdır. Seyhanlar Ajans - www.seyhanlarajans.com.tr