-
BIST 100
16088,00%-1,23
-
DOLAR
44,16% 0,22
-
EURO
50,49% -0,78
-
GRAM ALTIN
7134,90% -0,98
-
Ç. ALTIN
11685,77% -0,65
Avukat Özdemir: Süresiz nafakanın kaldırılması adaletin gereğidir
-
A+Buyut
-
A-Kucult
Avukat Muhammed Ali Özdemir, süresiz nafaka uygulamasının ölçülülük ve hukuki denge ilkelerini zedelediğini belirterek, nafakanın amacını aşarak taraflar arasında ömür boyu süren bir borç ilişkisine dönüştüğünü söyledi.
Süresiz nafaka uygulamasının yol açtığı mağduriyetler, boşanma sonrası taraflar arasında hukuki ve sosyal sorunlara neden olmaya devam ediyor.
Avukat Muhammed Ali Özdemir, süresiz nafaka uygulamasının uzun süredir kamuoyunda tartışılan önemli bir sorun haline geldiğini belirterek, mevcut düzenlemenin ciddi mağduriyetler doğurduğunu ifade etti.
İLKHA muhabirine konuşan Özdemir, nafakanın yoksulluğu önlemek amacıyla getirildiğini ancak süresiz hale gelmesinin adalet duygusunu zedelediğini dile getirdi.
"Süresiz nafaka adil sonuçlar doğurmuyor"
Özdemir, "Süresiz nafaka, kanun metnindeki adıyla yoksulluk nafakası, uzun süredir gündemde olan önemli bir meseledir. Nafakayı esas itibarıyla; boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan ve herhangi bir geliri bulunmayan tarafa, diğer tarafın verdiği parasal bir destek olarak tanımlayabiliriz. Nafakanın amacı, evlilik süresince devam eden ekonomik dengenin boşanma ile aniden bozulmasını engellemek olsa da günümüzdeki düzenlemelerin ölçülülük ve adalet ilkelerinden uzaklaşması birçok problemi beraberinde getirmektedir." dedi.
"Nafakaya karşı olmakla süresiz nafakaya karşı olmak aynı şey değildir"
Nafaka kavramının çoğu zaman yanlış anlaşıldığını vurgulayan Özdemir, nafakaya bütünüyle karşı çıkmanın doğru olmadığını, asıl sorunun süresiz hale gelmesi olduğunu dile getirdi.
"Öncelikle temel bir ayrım yapmak gerekir." diyen Özdemir, "Nafakaya karşı olmakla süresiz nafakaya karşı olmak aynı şey değildir. Nafaka, boşanma sonrası yoksulluğu önlemek için vardır; ancak bu amacını aşarak taraflar arasında süresiz bir borç ilişkisine dönüşmesi artık adil sonuçlar doğurmamaktadır." ifadelerini kullandı.
"Süresiz nafaka vazgeçilmez bir kurum değildir"
Süresiz nafakanın tarihsel bir zorunluluk olmadığını belirten Özdemir, Osmanlı'dan günümüze uzanan hukuki süreci hatırlattı.
Özdemir, "Tarihsel sürece baktığımızda, süresiz nafakanın vazgeçilmez bir kurum olmadığını görüyoruz. Osmanlı Döneminde süresiz nafaka yoktu; nafaka yükümlülüğü 'iddet müddeti' ile sınırlıydı. Boşanan eşlerin aile evine dönmesi ya da yeniden evlenmesi nedeniyle böyle bir kuruma ihtiyaç duyulmamaktaydı." dedi.
"Bir gün evli kal, ömür boyu nafaka öde algısı oluştu"
Özdemir, özellikle 2000'li yıllardan sonra boşanma oranlarının artmasıyla süresiz nafakanın toplumsal bir sorun haline geldiğini ifade ederek, "2000'li yıllardan sonra boşanma oranlarının artması ve kısa süreli evliliklerin çoğalmasıyla, erkeklerin uzun yıllar nafaka ödediği dosyalar daha görünür hale geldi. Bu durum toplumda 'Bir gün evli kal, ömür boyu nafaka öde' algısının yerleşmesine yol açtı." diye konuştu.
Mevcut sistemin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu vurgulayan Özdemir, şu ifadeleri kullandı:
"Mevcut sistemde, çok kısa süren evliliklerin ardından dahi kişiler süresiz bir yükümlülük altına sokulabilmektedir. Bu durum, hukukta denge ve ölçülülük ilkelerini açıkça ihlal etmektedir. Hukuk, bir tarafı korurken diğerini sonu belirsiz bir borçluluğa mahkûm etmemelidir. Makul bir gerekçe olmadığı sürece hiçbir borç ömür boyu sürmemelidir."
"Kadını güçlendirmek yerine bağımlı hale getiriyoruz"
Süresiz nafakanın kadınları korumak adına savunulmasının yanlış bir yaklaşım olduğunu dile getiren Özdemir, sosyal devlet vurgusu yaptı:
"'Kadınlar çalışmıyor, bu yüzden süresiz nafaka şarttır' argümanı, sorunu çözmekten ziyade dondurmaktadır. Kadının çalışmıyor oluşunu bir veri olarak kabul edip onu süresiz nafakaya bağlamak, kadını güçlendirmek değil, aksine bağımlı hale getirmektir. Sosyal devletin görevi, kişiyi sürekli yardıma muhtaç tutmak değil, onu yardıma ihtiyaç duymayacak bir konuma getirmektir."
"Hâkim kaldırabiliyor demek pratikte yeterli değil"
Nafakanın kaldırılabilmesine ilişkin yasal düzenlemelerin uygulamada ciddi sorunlar barındırdığını belirten Özdemir, hukuki belirsizliğe dikkat çekerek, "Bir diğer itiraz ise 'Hâkim zaten nafakayı kaldırabiliyor' şeklindedir. Bu, teoride doğru olsa da pratikte eksik bir yaklaşımdır. Medeni Kanun’un 176'ncı maddesindeki şartlar gerçekleştiğinde nafaka kaldırılabilir; ancak yıllar süren yargılamalar, ağır ispat yükleri ve fiili engeller nedeniyle bu süreç oldukça zordur. Bu belirsizlik, hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir." dedi.
"Bir yıl süren evlilikle yirmi yıl süren evlilik aynı kefeye konuluyor"
Mevcut sistemin evlilik sürelerini dikkate almamasının ciddi bir adaletsizlik olduğunu vurgulayan Özdemir, "Üstelik mevcut düzenleme, evlilik süreleri arasında hiçbir ayrım gözetmemektedir. Bir yıl süren bir evlilik ile yirmi yıl süren bir evlilik arasında, nafaka süresi bakımından yapısal bir fark bulunmaması ölçülülük ilkesine aykırıdır. Hukuk, benzer olanı benzer; farklı olanı ise farklı şekilde değerlendirmelidir. Burada korunması gereken cinsiyet değil, adalettir." ifadelerini kullandı.
"Süresiz nafaka istisna olmalı, kural değil"
Nafakanın tamamen kaldırılmasını savunmadığını özellikle vurgulayan Özdemir, sürenin objektif kriterlere göre belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
Özdemir, "Nafaka belirlenirken; tarafların evlilik süreleri, yaşları, sağlık durumları, ekonomik potansiyelleri ve çocuk durumları gibi kriterler dikkate alınarak belirli bir süre tayin edilmelidir. Elbette ağır engellilik veya ileri yaş gibi istisnai durumlarda süresiz nafakaya hükmedilebilir; ancak bu bir kural değil, istisna olmalıdır." dedi.
"Süresiz nafakanın kaldırılması, nafakanın adaletle yeniden tanımlanmasıdır"
Özdemir, şöyle devam etti:
"Kadınları korumak, onları süresiz nafakaya mahkûm etmekle değil; daha adil, ölçülü ve sürdürülebilir sosyal politikalarla mümkündür. Sonuç olarak, süresiz nafaka uygulaması iyi niyetle getirilmiş olsa dahi fiiliyatta adaletsiz sonuçlar üretmektedir. Süresiz nafakanın kaldırılması, nafakanın tamamen ortadan kaldırılması değil, adaletle yeniden tanımlanması olacaktır." (İLKHA)
Malatya'da çocuklara tekne orucu iftarı
HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu Diyarbakır’da ilçe başkanları ve il yönetimiyle buluştu
Yetimler Vakfı’ndan iftar programı
Yapıcıoğlu, Şehit Yasin Börü’nün ailesini ziyaret etti
ABD Irak'taki vatandaşlarını ülkeyi terk etmeleri yönünde uyardı
Rusya, Ukrayna'daki askeri ve enerji tesislerini hedef aldı
Lübnan'da can kaybı artıyor: Siyonist işgalcilerin saldırılarında şehit sayısı 826'ya yükseldi
Malatya'da 2 otomobil çarpıştı: 3 yaralı
Mardin’de sağanak yağış etkili oldu: Yollar göle döndü
AB, Rusya’ya yönelik yaptırımları 6 ay daha uzattı
Arakçi: Hürmüz Boğazı sadece ABD, israil ve müttefiklerine kapalı
Bener: Ramazanın özellikle son 10 günü itikâf ve ibadetle geçirilmeli
Siyonist rejimin Gazze'ye saldırılarında şehit sayısı artıyor: 72 bin 234 şehit
Küba ABD ile son dönem görüşmelerini ilk kez doğruladı
Brezilya ile ABD arasında vize gerginliği
Kenya’da sel felaketi: Ölü sayısı 62’ye yükseldi
Fransa’da yerel seçimler için halk sandık başına gidiyor
Bakan Fidan: Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılması tehlikeli bir adım
Bakan Işıkhan: Batman, Türkiye Yüzyılı'nın lokomotif şehirlerinden biri oldu
Hark Adası neden önemli?
Hatay’da Umut Kervanı’ndan iftar sofrası
Kazakistan'da anayasa referandumu
Dışişleri Bakanı Fidan, Bangladeşli mevkidaşı Rahman ile görüştü
Polonya'da sıcak balon kazası: 1 ölü, 2 yaralı
Umut Kervanı Tarsus'ta yetimlerin yüzünü güldürdü
Kudüs Kardeşlik Platformu: Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze'de yaşanan soykırım durdurulmalı
Duayen hekimlerden 14 Mart Tıp Bayramı mesajı: Genç doktorlar ülkelerine hizmet etmeli
Konya Umut Kervanı Ramazanda yetim ve ihtiyaç sahiplerine yardımda bulundu
Van-Bitlis kara yolunda feci kaza: 2 ölü, 5 yaralı
Konya’da siyer sergisi yoğun ilgi gördü
Yükleniyor






