• BIST 100

    16651,45%-0,07
  • DOLAR

    43,48% 0,19
  • EURO

    51,57% -0,90
  • GRAM ALTIN

    6786,60% -9,85
  • Ç. ALTIN

    11923,69% -6,97

Bağımlılık tedavisi genetik, çevresel ve psikolojik şartlara göre oluşturulmalı!

04 Eylül 2025, Perşembe 12:20
04 Eylül 2025, Perşembe 12:20
Bağımlılık tedavisi genetik, çevresel ve psikolojik şartlara göre oluşturulmalı!
  • Dinle
  • A+
    Buyut
  • A-
    Kucult

Bağımlılık, yalnızca bir tercih olmadığını belirten uzmanlar, beyindeki biyolojik değişimlerin sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu söylüyor.

Psikoaktif maddeler, beynin ödül ve karar verme sistemlerini etkileyerek kontrol kaybına yol açtığını aktaran Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, bağımlılığın çok yönlü bir beyin hastalığı olduğundan bahsetti ve tedavi ile anlayışlı yaklaşımın önemine vurgu yaptı.

Bağımlılık, beyindeki değişimlerle kontrol kaybına yol açıyor!

Bağımlılığın, toplumda genellikle bireyin iradesiyle yaptığı bir ‘tercih’ olarak görülse de, bilimsel açıdan bir beyin hastalığı olarak tanımlandığını dile getiren Prof. Dr. Onur Noyan, “Bunun temel nedeni, madde kullanımının zamanla beyinde kalıcı biyolojik değişikliklere yol açmasıdır.” dedi.

İlk kullanımın çoğu zaman bilinçli bir tercih olsa da, devam eden süreçte beynin ödül merkezi olan mezolimbik sistemdeki işleyişin bozulduğunu aktaran Noyan, “Özellikle dopamin düzeylerindeki değişiklikler, kişinin yemek, sosyal ilişki gibi doğal haz kaynaklarına olan duyarlılığını azaltır ve maddeye karşı aşırı bir motivasyon gelişmesine neden olur. Aynı zamanda prefrontal kortekste, yani beynin ‘fren mekanizması’ olarak görev yapan bölgede bozulmalar meydana gelir. Bu da dürtü kontrolünü ve sağlıklı karar almayı zorlaştırır. Sonuç olarak bireyin bilişsel işlevleri zayıflar, madde kullanımı üzerinde kontrol kaybı yaşanır ve bağımlılık, bir tercih olmaktan çıkarak tedavi gerektiren nörobiyolojik bir beyin hastalığına dönüşür.” açıklamasını yaptı.

Karar alma ve dürtü kontrolü bozulduğu için birey madde kullanımını durduramıyor!

Psikoaktif maddeler olarak tanımlanan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin, beynin haz alma, karar verme, öğrenme ve duyguları kontrol etme gibi önemli bölgelerini etkileyerek bağımlılığa yol açtığını vurgulayan Noyan, “Özellikle beynin ‘ödül sistemi’ olarak bilinen yapılar dopamin adlı kimyasalın aşırı salınmasıyla devreye girer ve kişiye yoğun bir haz duygusu verir. Zamanla bu sistem bozulur; kişi doğal yollarla mutlu olamaz hale gelir ve sürekli madde arayışına girer.” dedi.

Karar alma ve dürtü kontrolünü sağlayan prefrontal korteks zayıfladığı için, bireyin zararlarını bilse bile madde kullanımını durduramadığını aktaran Noyan, “Aynı zamanda amigdala ve hipokampus gibi bölgeler, maddeyle ilgili anıları ve duygusal deneyimleri pekiştirerek bağımlılığı daha kalıcı hale getirir. Bu nörobiyolojik değişiklikler sonucunda kişi, maddeden başka hiçbir şeye ilgi duymamaya başlar ve kullanım üzerinde kontrolünü kaybeder. Bu nedenle bağımlılık, sadece bir alışkanlık değil, tedavi gerektiren bir beyin hastalığıdır.” şeklinde konuştu.

Bağımlılık, anlayış ve profesyonel destek gerektiren bir hastalık!

Bağımlılığın bir hastalık olduğunu anlamanın, kişinin sadece kendi iradesiyle bu durumdan kurtulmasının çoğu zaman mümkün olmadığının kabul edilmesine yardımcı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Onur Noyan, şöyle devam etti:

“Bağımlı birey iyileşmek isteyebilir, ancak beyindeki değişimler nedeniyle tıbbi ve psikolojik destek olmadan bu süreçle başa çıkmakta zorlanacaktır. Bu noktada toplumda sıkça karşılaşılan ‘istersen yaparsın’ ya da ‘kendine hakim ol’ gibi ifadeler, hem kişide suçluluk ve yetersizlik duygusu yaratır hem de aile içinde anlaşmazlık ve tartışmalara yol açabilir. Oysa hastalık modeli, bağımlılığın kişinin iradesini zayıflatan nörobiyolojik temelleri olduğunu kabul ederek, daha anlayışlı, destekleyici ve profesyonel bir yaklaşımın önemini vurgular. Bu da hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de hasta ile ailesi arasındaki ilişkiyi iyileştirir.”

Bağımlılıkla mücadelede bütüncül ve bilimsel bir yaklaşım gerekir!

Bağımlılığın sadece bireysel tercihlere değil; genetik, çevresel ve psikolojik etmenlerin bir araya gelmesine bağlı olarak gelişen çok yönlü bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Onur Noyan, “Genetik yatkınlık, bazı bireylerin maddelere karşı daha duyarlı olmasına neden olurken; aile içi çatışmalar, çocukluk travmaları, arkadaş çevresi ve maddeye kolay erişim gibi çevresel etkenler de riski artırır. Ayrıca depresyon, anksiyete gibi psikiyatrik sorunlar, bireyin maddeyi bir baş etme aracı olarak kullanmasına zemin hazırlar.” dedi.

Bu etmenlerin bir bütün olarak ele alınmasının, etkili, bireye özel ve sürdürülebilir bir tedavi yaklaşımı geliştirilmesini sağladığını dile getiren Noyan, bu nedenle bağımlılıkla mücadelede tek boyutlu değil, bütüncül ve bilimsel bir bakış açısı benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

Bağımlılık bir irade zayıflığı değil, nörobiyolojik değişimlerle ortaya çıkan bir beyin hastalığı!

Toplumda bağımlılığın ‘iradesizlik’ olarak damgalanmasının, hem bireylerin yardım aramasını engellediğini hem de tedavi sürecini zorlaştırdığını kaydeden Prof. Dr. Onur Noyan, “Oysa bağımlılık, beynin ödül, karar verme ve dürtü kontrolü sistemlerinde meydana gelen nörobiyolojik değişimlerin sonucu ortaya çıkan bir beyin hastalığıdır.” dedi.

Bu bilgilerin  aktarılmasının, bağımlı bireylerin suçlanmadan, anlayışla karşılanmasını sağlayacağına ve onların tedaviye yönelme olasılığını artıracağına işaret eden Noyan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ayrıca ailelerin de daha yapıcı, destekleyici bir tutum benimsemelerine katkı sunar. Bağımlılıkla mücadelede iyileşme sürecinin başarılı olabilmesi için, bireylere karşı anlayışlı bir yaklaşım sergilemek kadar, aynı zamanda net, tutarlı ve sınırları belli bir tutum benimsemek de büyük önem taşır. Çünkü bağımlılık davranışı çoğu zaman inkâr, kaçınma ve dirençle birlikte seyreder. Bu nedenle tedavi sürecinde kararlılık, süreklilik ve düzenli profesyonel takip, hem bireyin motivasyonunu koruması hem de nüks riskinin azaltılması açısından kritik rol oynar. Toplumsal farkındalığı artırmak için bilim temelli kamu spotları, okullarda eğitim programları, medyada uzman görüşlerine yer verilmesi ve bağımlılık yaşayan kişilerin deneyimlerini paylaşabildiği güvenli alanların oluşturulması önemlidir. Bu sayede, damgalama yerine empati ve bilgiye dayalı bir yaklaşım yaygınlaşabilir, toplum bağımlılıkla daha etkili bir şekilde mücadele edebilir.” (İLKHA)

Haber Editörü

Ömer Faruk SEYHAN

info@dogununnabzi.com

İzmir'de yol verme tartışması bıçaklı kavgaya dönüştü: 7 yaralı

Meteoroloji'den kuvvetli yağış ve fırtına uyarısı

Trabzon'da uyuşturucu operasyonu: 11 gözaltı

Fas'ta sel felaketi

Dışişleri Bakanlığı: israil’in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını ve ateşkes ihlallerini kınıyoruz

HÜDA PAR'dan "Ana Dilimi Seçiyorum" paneli: Anadilde eğitim için acil adımlar atılmalı

Frankfurt’ta Filistin için protesto: Siyonist rejimin ateşkes ve anlaşmalara uymamasına tepki

Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı Tekdemir: Kimliğimize, değerlerimize ve dilimize sahip çıkmalıyız

STK'ların ortak çalışmasıyla hazırlanan "Suriye Raporu" kamuoyu ile paylaşıldı

Malatya'da otobüs ile otomobil çarpıştı: 2 yaralı

HAMAS: İşgal rejiminin asılsız iddiaları katliamlarını meşrulaştırma girişimi

Aliyev ile Pezeşkiyan bölgesel konuları görüştü

İngiltere Başbakanı Starmer, Japonya’da

HÜDA PAR Diyarbakır'da "Ana Dilimi Seçiyorum" paneli düzenledi

Şırnak'ta 142 kilogram uyuşturucu ele geçirildi

Mozambik'te kolera salgını kaynaklı can kayıplarında artış

Mardin’de otobüste epilepsi nöbeti geçiren yaşlı adam öldü

ABD'de on binler göçmen polisinin uygulamalarını protesto için meydanlarda

Karabük'te servis minibüsü kaza yaptı: 17 yaralı

Küba lideri Diaz-Canel'den Trump’a "gümrük vergisi" tepkisi

Orban: Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) katılımı birlik topraklarına savaş getirir

Umut Kervanından Ağrı’ya sosyal market, Suriye’ye yardım köprüsü

ABD'den Suudi Arabistan'a 9 milyar dolarlık Patriot satışı

Şırnak'ta trafik kazası: 5 yaralı

Kars'ta otomobil refüje çarptı: 4 yaralı

İran'da 2 ayrı patlama: 5 ölü, 14 yaralı

Feribot seferlerine fırtına engeli

Malatya'da "Dünya Esirler ile Dayanışma Günü" yürüyüşü

Mardin’de iki grup arasında silahlı kavga 1’i ağır 4 yaralı

Prof. Dr. Öztürkmen: Gelecek nesiller için toprak, su ve doğanın sürdürülebilir şekilde kullanılması gerekir

Yükleniyor

Haberi Sesli Oku

ŞEHİR HABERLERİ


İzmir'de yol verme tartışması bıçaklı kavgaya dönüştü: 7 yaralı

Meteoroloji'den kuvvetli yağış ve fırtına uyarısı

Trabzon'da uyuşturucu operasyonu: 11 gözaltı

Fas'ta sel felaketi

Dışişleri Bakanlığı: israil’in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını ve ateşkes ihlallerini kınıyoruz

HÜDA PAR'dan "Ana Dilimi Seçiyorum" paneli: Anadilde eğitim için acil adımlar atılmalı

Frankfurt’ta Filistin için protesto: Siyonist rejimin ateşkes ve anlaşmalara uymamasına tepki