16001,32%1,20
43,37% 0,09
51,64% 0,22
7072,80% 0,39
11647,77% 0,00
Siyonist rejim ordusu, Gazze'de son işgalci esirin ölüsünü çıkardığı operasyonu "benzersiz bir askeri başarı" olarak pazarlamaya çalıştı. Ancak sahadan gelen bilgiler, bu propagandanın ardında büyük bir fiyasko ve siyasi hesapların yattığını ortaya koydu.
Operasyon, Gazze kentinin doğusundaki Tuffah Mahallesi'nde bulunan Batş Mezarlığı'nda yürütüldü. İki gün süren saldırılarda yüzlerce mezar kazıldı, Filistinli şehitlerin naaşları çıkarılarak kimlik tespiti bahanesiyle işgal topraklarına götürüldü. Bölge yoğun ateş altına alınırken, ağır silahlar ve hava desteği yalnızca ordunun geri çekilmesini gizlemek için kullanıldı.
Ortaya çıkan tablo, derin bir ahlaki çöküşü de gözler önüne serdi. Siyonist rejim tek bir ceset için mezarlıkları talan ederken, Gazze'de hâlâ enkaz altında bulunan on bini aşkın Filistinli şehidin akıbeti görmezden gelindi. Bu durum, işgalcilerin "insani değerler" söyleminin ne kadar içi boş olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Öte yandan işgal basınına yansıyan bilgiler, siyasi liderliğin süreci bilinçli şekilde geciktirdiğini ortaya koydu. Netanyahu yönetimi, esirin yerinin uzun süredir bilinmesine rağmen operasyon iznini erteleyerek ateşkes anlaşmasının gerektirdiği adımları ve özellikle Refah Sınır Kapısı'nın açılmasını geciktirdi. Böylece bir ceset, siyasi pazarlık aracı haline getirildi.
Siyonist rejimin "askeri baskı" söylemi ise rakamlarla çöküyor. Müzakereler yoluyla 126 işgalci esir sağ olarak geri dönerken, askeri operasyonlarla yalnızca 8 esir canlı kurtarılabildi. Dahası, işgal ordusunun saldırıları ve "dost ateşi" sonucu 41 işgalci esir öldü. Bu tablo, askeri yöntemin başarısızlığını tartışmasız biçimde ortaya koydu.
Netanyahu'nun olayı "2014'ten kalan dosyanın kapanışı" olarak sunması da gerçeği değiştirmedi. Filistin direnişi, ateşkes ve esir takası anlaşmalarına bağlılığını sürdürdüğünü defalarca belirtirken, süreci sabote eden tarafın bizzat siyonist rejim olduğu bir kez daha görüldü.
Sonuçta geriye kalan ne bir zafer ne de bir başarı oldu. Yüzlerce mezarın tahrip edildiği, binlerce şehidin hiçe sayıldığı bu operasyon, siyonist rejimin askeri gücünü değil; çaresizliğini, siyasi tükenmişliğini ve propaganda bağımlılığını açık biçimde gözler önüne serdi. (İLKHA)