• BIST 100

    16698,39%-0,07
  • DOLAR

    43,64% 0,03
  • EURO

    51,77% -0,29
  • GRAM ALTIN

    7084,63% 0,41
  • Ç. ALTIN

    11727,26% 0,35

Prof. Dr. Bekir Biçer: Gazze, küresel güç dengesinin gerçek yüzünü gösterdi

11 Şubat 2026, Çarşamba 17:27
11 Şubat 2026, Çarşamba 17:27
Prof. Dr. Bekir Biçer: Gazze, küresel güç dengesinin gerçek yüzünü gösterdi
  • Dinle
  • A+
    Buyut
  • A-
    Kucult

Necmettin Erbakan Üniversitesi tarih öğretim üyesi Prof. Dr. Bekir Biçer, insanlık tarihinden günümüze savaşların, küresel güç dengelerinin ve ideolojik dönüşümlerin etkisini değerlendirdi. Gazze başta olmak üzere son gelişmelerin küresel sistemi sorgula

Prof. Dr. Bekir Biçer, insanlık tarihinin devlet, savaş ve teknoloji ekseninde şekillendiğini belirterek eski çağlardan günümüze kadar süren güç mücadelelerinin farklı biçimlerde devam ettiğini ifade etti. Özellikle 18'inci yüzyıldan sonra ortaya çıkan seküler güç dengelerinin ve küresel politikaların dünyada yeni çatışma alanları oluşturduğunu dile getiren Biçer, Gazze başta olmak üzere son dönemde yaşanan olayların küresel sistemin gerçek yüzünü ortaya koyduğunu söyledi.

İnsanların temel önceliğinin, temel ihtiyaçlarının karşılanması için beraber yaşamak olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bekir Biçer, "Daha çok İslam tarihi, Kürt tarihi; özellikle ilgi alanı olan bir adamım. Okumalarımın ve yaşantılarımın bana öğrettiği şudur. İnsanlar dünyanın değişik yerlerinde binlerce, on binlerce, belki milyonlarca yıldır yaşıyor ve insanların önceliği temel ihtiyaçlarını karşılamak ve birlikte yaşamak. Bu temel ihtiyaçlarını karşılama ve birlikte yaşama ihtiyacı devleti doğuruyor. Devletlerin olmaması insanlar için düşünülemeyecek bir şey." dedi.

İnsanlık tarihinde Peygamberlerin gelişinin olumlu yönde etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Biçer, "Devlet olduğu zaman tek başına bir medeniyet oluşturuyor mu, insanlık hayatına olumlu katkı sağlıyor mu? Bunu genellemek zor. Ama kesin olan bir şey var. Eski çağ olarak söylediğimiz dönemden itibaren insanlar kendi savunmalarından çok saldırı hazırlığı yapıyor. Asker besliyor, silah oluşturuyor, silahlar üretiyor, cephaneler üretiyor ve savaş hiç bitmiyor. Burada istisna olarak göreceğimiz tek olumlu gelişmeler; araya Peygamberlerin gelmesi, insanları hak ve adalete davet etmesi, insanlık hukukunu korumak için çaba sarf etmeleri, insanlara örnek olmaları ve güzel ahlakı inşa etme çabasıdır. İslam tarihi ve Peygamberler tarihi çok önemli. Ama burada yine söylüyorum, bu hak mücadelesi ya da tevhid davası insanlık tarihinde bir istisna. Kesin olan bir şey var. İnsanlık tarihinde bir gün bile barış yok ve insanlar bir şekilde birbirleriyle sürekli savaşıyorlar." ifadelerini kullandı.

Müslümanların iktidarında insanlığın ciddi bir şekilde rahata kavuştuğunu belirten Prof. Dr. Biçer, "Burada Hazreti Peygamberden sonra Müslümanların egemenliği döneminde dünyanın önemli bir kısmı ciddi bir rahatlığa ulaşıyor. Yani insanlık tarihini 10 bin yıl kabul edersek, Müslümanların iktidarları döneminde şiddet, gasp, tecavüz, haksız kazanç daha az; bunu tamamen yok demek zor. Çünkü insanın doğasında kötülük yapma, suç işleme var. Mesela Müslümanların insan haklarını kutsaması, hak ve görevlerini tanımlaması; kadıların devletin işleyişinde sultanları zaman zaman denetlemesi toplumları etkiliyor. Ama şu da var. Yaşanan her dönem, insanların yeni şeyler biriktirmesini sağlıyor. Mesela başlangıçta sadece taş kullanan insanlar, daha sonra tüfek kullanıyor, daha sonra tank kullanıyor; her şey değişiyor." şeklinde konuştu.

Laiklik ve sekülerliğin insan özgürlüğüne ve emeğe saygı duymadığını dile getiren Prof. Dr. Biçer, "Burada benim dikkatimi çeken ve vurgulamak istediğim nokta şu. Zaman ilerledikçe teknoloji, silah birikimi ve savaşlar gelişiyor; bu kesin. Ama iktidar da değişiyor. Özellikle 18'inci yüzyıldan itibaren dinlerin egemen olduğu dünya, yerini daha seküler bir döneme bırakıyor ya da olaylar o yöne evriliyor. Bu iktidarlar hiçbir kutsala, hiçbir maneviyata, insan haklarına, insanların özgürlüğüne ve emeğe saygı duymuyor. Yani iktidarın Batı’ya kaymasının en somut göstergesi; dünya teknolojik olarak daha kolaylaşıyor, ulaşım kolaylaşıyor, iletişim araçları gelişiyor; insan hayatında birtakım ciddi imkânlar ortaya çıkıyor. Matbaa, demir yolları, deniz yolları gelişiyor. Şunu vurgulamaya çalışıyorum. Kutsaldan arınmış bir dünya geliyor ve daha fazla özgürlükçü, daha fazla eşitlikçi bir dünya kuracağını iddia ediyorlar. Ancak 18'inci yüzyıldan itibaren büyük sömürge imparatorlukları kuruluyor. Afrika’yı yağmalıyorlar, Asya’yı yağmalıyorlar, mesela Amerika’yı yağmalıyorlar. Bunun en somut örneği Amerika. Amerika’da yerleşik toplumlar var; Avrupalılar gittiği zaman Amerika’nın halklarının tamamını sömürge ediyorlar. Afrika’nın durumu malum, Avustralya…" dedi.

Batı’da savaşlarda insanların hayatını kaybettiğini dile getiren Prof. Dr. Biçer, "Batı’nın teknolojik gelişmesi ve seküler güçlerin daha emperyal politikalar geliştirmeleri sonucu dünyanın adeta cehenneme çevrilmesi. Gerçi sadece dünyayı mı? Doğrusu sadece dünyayla sınırlamak da doğru değil. Önce kendileri arasında başlatılıyor. Mesela 1870’lerden itibaren Fransızlarla Almanların savaşı, 1789’dan itibaren İngilizlerle Fransızların savaşı; yani Avrupa savaşları. Arkasından Birinci Dünya Savaşı; malum, başlangıçta Avrupa’nın iç savaşıydı. Osmanlıların girmesiyle savaş bir dünya savaşına döndü. 15 milyondan fazla insan öldü. Sonra İkinci Dünya Savaşı çıktı; 30 milyondan fazla insan öldü ve dünya adeta cehenneme döndü." şeklinde konuştu.

Batı’nın sunduğu evrensel insan haklarının sadece dilde kaldığını, teorik olarak pasif kaldığını belirten Prof. Dr. Biçer, şunları kaydetti:

"İnsanlar başlangıçta şöyle düşündü; evet, kitlesel silahlar dünyayı daha güvenilir hâle getirdi, çok çatışma çıkıyor diye barış kurumları kuruldu. Önce Milletler Cemiyeti kuruldu, sonra Birleşmiş Milletler kuruldu. Burada dünyadaki değişikliğin somut göstergelerinden biri, gücün Avrupa’dan Amerika’ya geçmesiydi. Ve başlangıçta Amerika; başta Wilson ilkeleri olmak üzere, hatta kuruluşunda ilan ettiği evrensel insan hakları bildirisiyle güzel şeyler söyledi: 'Her insan doğuştan özgürdür, yaşama hakkı vardır, mülkiyet hakkı vardır, canı dokunulmazdır, seyahat hakkı vardır...' Kimse ırkından, renginden dolayı suçlanamaz, sorumlu tutulamaz. Bunlar aslında teorik olarak güzel. Ama bunlar çoğu zaman sadece kendileri için kullanıldı. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Rusya ile Sovyetler Birliği ile Amerika arasında başlayan soğuk savaş, sözde silahsızlanma ve uzay silahlandırma süreçleri devam etti." 

Açıklamasına devamla Prof. Dr. Biçer, "Yalnız burada asıl üzerinde duracağım, gözden kaçırmamamız gereken nokta; seküler, laik bir dünya kurmak iddiasıyla ortaya çıkanlar; başta Protestanlık, Anglikan Kilisesi ve sonra Amerika’da doğan yeni mezheplerle Hristiyanlık ve Yahudi karışımı bir anlayış doğdu dünyada, Amerika’da. Yani dünyanın her tarafı sözde seküler olacak, insanlar özgür olacak, bireysel haklarla özgürlükler zenginleştirilecek vesaire. Konuyu nereye getirmeye çalışıyorum? Bu teknoloji, insanlığın on bin yıllık birikimi; Yahudi-Hristiyan karışımı, siyonist bir mezhebin gücünün eline geçti." dedi.

siyonizmin bir tehdit olduğunun altını çizen Prof. Dr. Biçer, "Rahmetli Erbakan Hoca, siyonizmi sürekli tehdit olarak gösterdiğinde ben kendi adıma bunun abartı olduğunu, Müslümanlara hedef gösterdiğini ama gerçekçi olmadığını düşünüyordum. Şimdi insan sadece okuyarak öğrenmiyor. Önce Gazze olayı, bütün dünyada olduğu gibi benim için de çok öğretici oldu. Bütün dünya sessiz kaldı ve Gazze sahipsiz kaldı. Sonra fark ettik ki küresel güç ve sermaye siyonizmin kontrolünde ve gözümüzün önünde yüz binden fazla insan hayatını kaybetti." ifadelerine yer verdi.

Dünyada küresel gücün geldiği son durum hakkındaki düşüncelerini de belirten Prof. Dr. Biçer, "Şimdi asıl son zamanın gündemine gelirsek; gücün kötüye kullanıldığının en somut göstergesi Amerika’da patlayan kanalizasyon olayı. Kimse böyle bir şey beklemiyordu. Küresel bir gücün olduğu doğruydu ama insanların daha çok kendi hak ve emekleriyle para kazandıklarını, dünyada Birleşmiş Milletler’in, insan hakları mahkemelerinin olduğunu insanlar düşünüyordu. Hatta Kanada Başbakanı çok güzel bir konuşma yaptı; şu ana kadar birtakım usulsüzlüklerin, haksızlıkların olduğunu biliyorduk, perdenin arkasında izini görüyorduk ama biz bunlara ses çıkarmadık derken, Amerika’nın Kanada’ya saldırısını kastetti. Arkasından Venezuela devlet başkanını ortadan kaldırdılar. Bunlar dünyanın yeni bir noktaya geldiğini gösterdi." ifadelerine yer verdi.

Batı’nın içinde bulunduğu duruma dikkat çeken Prof. Dr. Biçer, "İnsanlar yaşayabilmek için bilgi, teknoloji ve bilim üretirler. Bunların hepsi normal. İnsanlar herhangi bir dine inanır ya da inanmaz; bu onların tercihi. Ama şu anda yaşadığımız küresel kapitalist dünya tamamıyla emperyalist ve siyonizm desteklenerek Yahudiler ve Hristiyanlar ciddi bir ittifak oluşturdu ya da Amerika dünyanın önemli bir kısmı üzerinde müthiş bir baskı kurdu. Hiçbir ahlaki endişenin, insani kaygının olmadığını; dünyada milyonlarca çocuğun kaçırılmasından söz edildiğini görüyoruz. Bu abartı olabilir; milyonlar demeyelim, binler; binler demeyelim, yüzler… Çocukların kaçırılması, tecavüze uğraması ve bunun savaş şantajı olarak kullanılması, insanlığın geldiği noktayı ve Batılıların geldiği noktayı göstermek açısından gerçekten çok önemli." düşüncelerini belirtti.

Gazze’nin tüm insanlığa gerçekleri görme konusunda imkân sağladığını belirten Prof. Dr. Biçer, "Gazze olayı ve Amerika’daki Epstein olayı, insanların bazı gerçekleri görmesine imkân sağladı. Mesela bir akademisyen olarak en çok şaşırdığım konulardan biri; dünyanın en büyük, en saygın kabul edilen kurumlarının bile bu olayların içinde anılması. Sosyal medya şirketlerinin tamamı onun içinde, istihbarat örgütleri onun içinde, sözde medeni kabul edilen devlet adamları onun içinde. Yani biz şimdi yalın bir gerçekle yüz yüzeyiz ve hani denir ya 'Şapka düştü, kel göründü.'" dedi.

Bu olayların Müslümanların uyanışına vesile olacağını düşündüğünü dile getiren Prof. Dr. Biçer, şunalrı kaydetti:

"Özellikle bizim; yani Müslümanları ya da mağdur, mazlum halkları kastederek söylüyorum. Bu gerçek bizi uyandırmazsa, kendi değerlerimize sahip çıkmazsak, kendi insanlarımızı ve çocuklarımızı korumazsak, kendi ülkelerimizi yaşanır hâle getirmezsek; bu olaylar bize daha çok zarar verecek. Ama ben insanların uyandığını düşünüyorum. Özellikle açık söylüyorum; Batı’nın emperyalizmi, Batı derken Amerika’yı ve Avrupa’yı kastediyorum, gerisindeki siyonist mafyanın ifşa edilmesi insanlar için büyük bir kazanım. Hatta henüz bilgilerin çok azı sızmış olsa bile bunun insanlık için olumlu olduğunu düşünüyorum. Bunu bir tarihçi olarak söylüyorum. Bundan sonra küresel güçlerin bu kadar rahat hareket edemeyeceğini düşünüyorum." 

Gazze’nin; insanlığa küresel bir vicdanın ortaya çıkışı, siyonizmin ve ABD’nin maskesinin düşmesine vesile olduğunu belirten Prof. Dr. Biçer, "Bütün dünyada Gazze olayıyla ilgili kullanılan bir ifade var: 'Küresel vicdan.' Bence gerçekten dünyanın hiçbir olayına bütün insanlar bu kadar insanca tepki vermedi, ses vermedi. Bu güzel başlangıç; Amerika’nın ve siyonizmin maskesi düşerse, dünya insanlar için daha yaşanır hâle gelebilir. Bir de burada kişisel kanaatimi söylemek istiyorum. Bugün din anlamında Yahudilerin ve Hristiyanların geldiği nokta belli. Budizmin insanlığa söyleyecek sözü yok. Bence bütün bedeli Müslümanlar ödedi, ağır yükü Müslümanlar yaşadı. İnsanlığa bir şey öğretilecekse bunun Müslümanlar aracılığıyla olacağını düşünüyorum. Ve bu olayın bizim için bir fırsat olduğunu ümit ediyorum. Açıkçası bir misyon olarak daha çok çalışmamız gerektiğine inanıyorum." ifadelerini kullandı. (İLKHA)

 

Haber Editörü

Ömer Faruk SEYHAN

info@dogununnabzi.com

Bursa'da yaban kedisi foto kapanla görüntülendi

Uludere'de ana dilimi seçiyorum standında vatandaşlar bilgilendirildi

Bakan Göktaş: 15 yaş altına sosyal medya düzenlemesi elzem

Ramazan ayına bir hafta kala pazar esnafı: Ramazan’ın bereketi yavaştan oluşmaya başladı

RTÜK'ten 2 TV kanalına ceza

Madagaskar'da Gezani Kasırgası'nda ölü sayısı 20'ye ulaştı

Şanlıurfa’da ruhsatsız silah operasyonunda 7 şüpheli yakalandı

Batman'da nadir 7 parmaklı ayak vakası başarıyla tedavi edildi

Tacikistan'da hac yolculuğu yapan öğretmenler yönetici olamayacak

TBMM’de yemin töreni öncesi gerginlik: AK Parti ile CHP’li vekiller arasında arbede

Adana'da vatandaşlardan ve siyasilerden CHP’li belediyeye "dere" tepkisi

Prof. Dr. Bekir Biçer: Gazze, küresel güç dengesinin gerçek yüzünü gösterdi

Batman'da girişim ofisi ilk Demo Day etkinliğini düzenledi

İstanbul’da 2 doktor rüşvet soruşturmasından tutuklandı

Yemen'de Suudi destekli hükümet güçleri protestoculara müdahale etti: 4 ölü

Gaziantep'te silahlı kavga olayına karışan 16 şüpheli yakalandı

Antalya’da 3 kişiyi dolandıran şüpheli yakalandı

Bingöl’de şubat ayı mutat toplantısı gerçekleştirildi

Konya’da 15 bin 200 TOKİ konutu için kura tarihi belli oldu

Bingöl’de 112 Acil Çağrı Hizmetleri İl Koordinasyon Komisyonu toplandı

Malatya'da sanayi sitesinde araç yangını

Gaziantep'te ihtiyaç sahibi ailelere 15 bin lira nakdi destek verilecek

İşgal rejimi, Lübnan'ın güneyinde iki beldeye saldırı yaptı

Bulgaristan Cumhurbaşkanı geçici başbakan adayı atadı

Hayvan destekli rehabilitasyon uygulamalarıyla sosyal ve duygusal gelişime katkı sağlanıyor

Meteoroloji'den kuvvetli sağanak ve fırtına uyarısı

Mardin'de 3’üncü kattan düşen çocuk ağır yaralandı

Şanlıurfa’da otoyolda hırsızlık olayı aydınlatıldı

Batman'da manevi eğitim seferberliği

Siirt-Şirvan yolu sürücüleri mağdur ediyor

Yükleniyor

Haberi Sesli Oku

ŞEHİR HABERLERİ


Bursa'da yaban kedisi foto kapanla görüntülendi

Uludere'de ana dilimi seçiyorum standında vatandaşlar bilgilendirildi

Bakan Göktaş: 15 yaş altına sosyal medya düzenlemesi elzem

Ramazan ayına bir hafta kala pazar esnafı: Ramazan’ın bereketi yavaştan oluşmaya başladı

RTÜK'ten 2 TV kanalına ceza

Madagaskar'da Gezani Kasırgası'nda ölü sayısı 20'ye ulaştı

Şanlıurfa’da ruhsatsız silah operasyonunda 7 şüpheli yakalandı