15974,91%-0,17
43,40% 0,12
51,72% 0,33
7090,71% 0,65
11690,22% 0,36
Soğuk havanın tarımsal üretim için bir riskten ziyade gereklilik olduğuna dikkat çeken Öztürkmen, özellikle bu dönemde ezbere gübrelemeden kaçınılması, drenaj sistemlerinin açık tutulması, mantari hastalıklara karşı dikkatli olunması ve planlı sulama ile iklime uyumlu üretim modellerine yönelinmesi gerektiğine dikkat çekti.
Son yağışlarla birlikte tarımsal üretimde umutların arttığını belirten Öztürkmen, soğuk hava ve yağışların doğru yönetilmesi halinde hem verimi artıracağını hem de uzun vadede çiftçiye avantaj sağlayacağını ifade etti.
İklim koşullarındaki dalgalanma tarımsal üretimde belirsizlikleri artırırken, yağış, soğuk hava ve gübreleme dengesinin yanlış kurulmasının çiftçiyi sezona daha baştan zararla sokabileceği uyarısında bulunan Öztürkmen, konuya ilişkin İLKHA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
“Yağışlar henüz yeterli değil ama tablo umut veriyor”
Son kar ve yağmur yağışlarıyla birlikte su miktarındaki artışın sevindirici olduğunu vurgulayan Öztürkmen, “Yağışlar geçen yıllardaki ortalamaya göre biraz daha az, henüz istenilen düzeye ulaşmadı diyebiliriz; geçmiş yılların ortalamasına göre. Fakat son kar yağışlarıyla yağan yağmur miktarı ya da su miktarı 70 milimetre civarında. Bu sevindirici bir şey. Yani problem olan bir dönemi biraz, biraz iyileştirdik, ümit ediyorum. Bugünlerde de yağışlı bir hava kitlesi görünüyor ki bu yağışlı hava kitlesi ile beraber mevsim normallerine ya da normal miktara ulaşırız diye ümit ediyorum. Tabii ki yağışların önemi çok büyük hem yeraltı suyunu tamamlıyor hem de bitkisel üretim için, insanlar için bir can suyu. Hem bu aşırı soğuklarla beraber tabii ki hazırlıksız yakalanan bir kesim insanlar için üzücü. Çünkü bizler tarımsal olarak seyrediyoruz ancak bazı kesimler bu soğuk hava ile beraber problem yaşayabiliyor. Ama tarımsal olarak bu bir gerçek ki tarımda bitkilerin yetişebilmesi için ya da verim düzeyinin artırılabilmesi için belli bir dönem soğuklara ihtiyaç var. Bu anlamda soğuk havanın olması önemli ve çok iyi. Bu yağan yağış hem yeraltı suyunu, yeraltı su potansiyelini artıracak hem şu an bitkilerdeki gelişimi hızlandıracak. Bu tabii ki bitkisel üretim için çok iyi bir şey olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
“Yeni filizlenen sebzeler için hassas bir dönem olabilir”
Soğuk havanın, kar ve yağmur yağışının meyve üreticiliğiyle ilgilenenlere çok sorun olmayacağını ama sebzecilerin dikkatli olması ile ilgili açıklamalarda bulunan Öztürkmen, "Meyvecilik için çok güzel bir dönem. Bitkilerin uykuda olduğu bir dönem olduğu için bir risk yok şu anda. Bir risk olmamasıyla beraber çok fazla don olayı ile beraber hasar görecek bir kesim olmayacağını düşünüyorum. Belki yeni filizlenen sebzeler için hassas bir dönem olabilir ya da hububat için. Hububat en son yağan yağmurlarla beraber iyice filizlendi diye düşünüyorum. Fakat kar örtüsünü ya da kar olursa o örtünün iyi bir tarafı var. Yani yağışın karlı olması toprak yüzeyine bir örtü gibi geliyor ve sıfırın altına çok inişi engellenmiş oluyor. Yani dondan daha iyi. İlimizde ya da bu bölgede de çok sıfırın altına inişler olmadığı için tarımda bir zarar olacağını ya da çiftçiler için bir kötü olay yaşanacağını düşünmüyorum. Aksi takdirde, uygunsa dumanlama ya da yağmurlama gibi fiziksel önlem alınarak bunlar geçiştirilebiliyor. Yağışlarla beraber topraktaki nem miktarı mantari hastalıkları, kök çürüklüğü gibi, fidan çürüklüğü gibi, pas gibi hastalıkları tetikler. Fakat dediğim gibi bu dönemde bu konuda dikkat etmesi gereken kesim sebzecilik yapan çiftçilerimiz. Onlar biraz daha dikkat ederlerse iyi olur bu mantari hastalıklar için. Ama bunun haricinde çok fazla kimseye etkisi olacağını düşünmüyorum. Burada önemli olan yapraklardaki renk değişimi, gövdedeki yumuşama gibi belirtileri iyi takip edip ona göre önlem alabilmek önemli.” şeklinde konuştu.
“Bitki bağışıklığını güçlendirmek lazım”
Bitki bağışıklığını güçlendirmek için gübre kullanımı toprak analizi gibi birçok şeye dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Öztürkmen, “Aşırı yağış topraktaki gübreyi yıkayıp götürebilir. Yine soğuk hava bitkinin besin alımını durdurur. Bununla beraber bu dönemde ezbere gübreleme yapılmamalı, toprak ısınana kadar beklenmeli. Yani bu yağışlar biraz tamamlanıp kar ya da don varsa onlar eriyene kadar beklenmeli. Bu anlamda herhangi bir şekilde problem yaşanmaz. Bir de halk arasında şöyle bir şey var: Bu yağışlarla beraber gökyüzündeki azot yüzde yetmiş sekiz civarında, havada azotumuz var; gübrelemeye ihtiyaç kalmıyormuş. İşte böyle yağışlar havadaki azotu alıp toprağa karıştırıyormuş. Dolayısıyla toprağın en önemli besin kaynaklarından bir tanesi NPK’dan bir tanesi N yani azot. O yüzden gübrelemeye ihtiyaç yokmuş gibi bir dedikodu var. Dekara 10 kilo, 20 kilo azot bağlıyormuş. Bu bilimsel olarak yapılan çalışmalarda o kadar değil. Tabii ki yağışın her türünde havadaki askıda olan azot olsun, bazı bitki besin elementleri tabii ki yıkanıp toprağa gelebilir. Fakat bu öyle beklenildiği kadar çok değil. Hiçbir zaman bu gübreleme takvimimizi değiştirmez. Bizim en büyük hassasiyetimiz planlı sulama kaynakları. Tabii ki sulama ile beraber gelen yağışı biz kontrol altına alabiliyoruz belki ama bugünlerde yaşanan aşırı yağış, kar yağışı ya da şiddetli yağmurlarla beraber bir defa drenaj ağlarını çok iyi bir şekilde açık tutmak ve kontrol etmek lazım. Bitki bağışıklığını güçlendirmek lazım. Yani bu suyun, yağışların azaldığı dönemlerde az da olsa bir gübre vermek lazım. Uzun vadede ise iklime uyumlu tohum seçilmesi lazım, damla sulama sistemi ve mutlaka ama mutlaka sigortalı. Çünkü artık bizim hayatımızda sürprizler dolu. Ne olduğunu bilemiyoruz. Bir de bakıyorsunuz ki aşırı bir yağış; işte geçen yıllarda bir günde 145 kilo yağmur yağdı ya da en son Şanlıurfa’ya 1911’de yağan kar 1950’lerde bu kadar olmamış ama biraz yağan kar etkili oldu. Bunun gibi böyle doğal olayları yaşayabileceğimiz unutulmadan tedbirlerini iyi almak lazım. Biz ne olursa olsun bundan sonraki dönem için doğadaki bu değişimleri göz önüne alıp dikkatli olmak zorundayız. Tarımda yapacağımız her türlü çalışma bizim kârlılığımızı artırabildiği gibi, kötü bir adım bir anda da bizi zarara uğratabilecektir. Bence çiftçilerimiz kendi alanlarında tarım arazilerini iyi bir şekilde kontrol ederek, sulamayı daha hesaplı, daha iyi; gübrelemeyi de bilerek ve olabilecek dozunda yaparak daha az masraf yapıp daha kârlı bir dönem yaşamalarını arzu ediyorum.” dedi. (İLKHA)