• BIST 100

    16355,91%1,37
  • DOLAR

    44,57% 0,00
  • EURO

    51,49% 0,09
  • GRAM ALTIN

    6667,39% -0,54
  • Ç. ALTIN

    10800,37% -0,81

Türklerin buluşu dünyaya umut oldu

09 Mart 2020, Pazartesi 09:57
09 Mart 2020, Pazartesi 09:57
Türklerin buluşu dünyaya umut oldu
  • Dinle
  • A+
    Buyut
  • A-
    Kucult

Türklerin buluşu dünyaya umut oldu

Kanser savaşında Türk bilim adamları da yarışın içinde. Amerika’da ve Türkiye’de yaptıkları çalışmalarla kanser tedavisine “Türk parmak izi”ni bırakan Türk  bilim adamları onkoloji tedavisindeki son gelişmeleri  anlattı… KANSERİN ŞİFRESİ YAĞ HÜCRESİNDE SAKLI Türk Kanser Araştırmaları ve Savaş Kurumu Antalya Şubesi tarafından kanserden hayatını kaybeden Prof. Dr. Mustafa Samur anısına düzenlenen ‘Onkolojide İz Bırakanlar Zirvesi’ yeni kanser tedavilerini geliştirmek için hem Türkiye’de hem de yurt dışında çalışan önemli Türk bilim adamlarını Antalya’da buluşturdu. Yurt dışında yüzümüzü ağırtanlardan biri de çalışmalarını ABD Cold Spring Harbor Laboratuvarı’nda sürdüren Dr. Semir Beyaz, kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden saklanabilmek için geliştirdiği bir mekanizmayı antalya escort bayan keşfetti. Dr. Beyaz’ın aşırı yağlı beslenme ve obezite durumunda ortaya çıkan bu mekanizmanın kanser oluşumundaki rolünü ortaya koyduğu çalışması bilim dünyasında ses getirdi. Çalışması Nature ve Science gibi önemli dergilerde yayınlanan Dr. Beyaz,  obezite ve yağlı beslenmenin kanser oluşumundaki rolünü araştırıyor. SÜPER KÖK HÜCRELER Amerika’daki çalışmaları sırasında beslenmeye bağlı olarak oluşan kanserde kök hücreler üzerinde bir mekanizma keşfettiklerini söyleyen Dr. Beyaz “Yağlı beslenmenin içerisinde bulunan yağ asitleri hücredeki bir faktörü tetikliyor. Bu faktör de bu bağırsaktaki kök hücrelerin özelliklerini artırarak onları süper kök hücre hâline getiriyor. Ancak bunlar bencil kök hücreler. Eğer bu bencil kök hücrelerin DNA’larında bir hasar olursa kansere daha çok dönüşebiliyorlar. Belirlediğimiz için onu durdurursak kanser riskini azalttığını gösterdik” dedi. Prof. Dr. Beyaz keşfettikleri mekanizmayı şöyle anlattı: KANSER BAĞIRSAKTAN MI BAŞLIYOR? “Vücudumuzda kanser hücreleri zaten var. Ancak bağışıklık sistemimiz o hücreleri tanıyarak yok ediyor. Ancak biz çalışmamızda obezite ve yağlı beslenme modelinde kanserin kendini bağışıklık sistemine tanıttığı kimlik kartını okuma mekanizmasının devre dışında kaldığını gördük. Bunun da sebebi aşırı yağlı beslenmenin bağırsaklarımızda yaşayan faydalı bakterilerin dengesini bozması. Bağışıklık sisteminin kanser olabilecek hücreleri tanımasını sağlayacak kimlik kartını, bu hücrelere bağırsaklarımızda yaşayan faydalı bakteriler veriyor. Bu bozukluk kanserin bağışıklık sisteminden kaçması ile sonuçlanıyor. Bundan sonraki çalışmalarımızda beslenme, obezite ve bağırsaktaki faydalı mikropların kanseri öldürme mekanizmalarını nasıl etkileyeceklerini ortaya çıkarmak üzerinde sürdürüyoruz.” GEN TERAPİLERİNE ZEMİN HAZIRLIYOR Türk bilim adamının ortaya çıkardığı mekanizma birçok tedavinin geliştirilmesine zemin hazırlayabileceğini anlatan Prof. Dr. Beyaz “Bu mekanizmayı kullanarak ilaç veya hücresel tedaviler geliştirmek mümkün olabilir. Hastanın kanını alıp bu mekanizmayı biraz değiştirerek verdiğimizde güçlenmiş, süper ve hastanın metabolik durumundan etkilenmeyen bağışıklık sistemi hücrelerimiz olabilir. Bunu obez bir hastadan alıp, düzeltip geri verirseniz obez hastada bağışıklık sistemi tabanlı terapileri geliştirebilirsiniz” dedi. TÜRK ÇALIŞMASI MEME KANSERİNDE HAYAT KURTARIYOR ABD’nin Pittsburgh Üniversitesinde uzun yıllardır meme kanseri konusunda çalışmalarını sürdüren ve Amerika’nın meme kanserinde ilk 10 cerrahtan biri olan Pittsburgh Üniversitesi Meme Cerrahisi Ana Bilim Dalı Direktörü Prof. Dr. Atilla Soran, kanser cerrahisine “Türk Çalışması” kavramını kazandırdı. Türkiye’den 25 merkezle birlikte yürüttükleri bir çalışmada diğer organlara metastaz yapmış meme kanserinde cerrahi yapılmasının hastalığın tedavisini olumlu yönde etkilediğini kanıtlayan Prof. Dr. Soran, daha önce diğer organlara sıçradığı için ameliyat edilmeyen ve büyük oranda kaybedilen vakaların da ameliyat edilerek bu kadınların hayatının kurtulmasına imza attı… Önceki yıllarda metastaz yapmış meme kanseri hastalarının en fazla iki sene yaşadığını anlatan Prof. Dr. Soran, Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu adı altında oluşturulan Türk Meme Çalışma Grubu’nun 12 yıldır devam eden ve bütün dünyada ‘Türk Çalışması’ olarak bilinen metotla ilgili olarak şunları söyledi: “Evre 4 dediğimiz meme kanserli hastalarda meme dışında kemikte, böbrekte, karaciğer, akciğer ve beyinde metastazlar olabiliyor. Bu hastalar meme kanseri hastalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Bizim çalışmamıza kadar ‘Bunlara bir şey yapılamaz, gönderin kemoterapi alsın’ denirdi. Bizim hipotezimiz şuydu: Genel tümörü çıkarmazsak vereceğimiz sistemik tedavi çalışmaz yani metastaza gidip onları öldürmez. Memedeki tümörü oradan çıkarıp yok ederseniz, elinizdeki diğer silahlarla yani kemoterapi, radyoterapi, akıllı ilaçlarla uzaktaki tümörü yok edip hastanın hayat süresinin artmasına katkı verebilirsiniz. Bu hastalar şimdi 10-15 sene yaşıyorlar. Bunu kanıtladık ve dünyada bir ilk oldu. Şimdi birçok merkezde bu yöntem uygulanıyor ve ölüme terk edilen kadınların hayatı kurtuluyor. HEM KANSERE HEM YAŞLANMAYA DUR DEDİ Kanser oluşumunda değiştirilemeyen faktörlerin başında yaşlanma geliyor. Bilim dünyası yaşlanmayı oluşturan mekanizmalar üzerinden giderek kansere savaş açıyor. Bunlardan biri de ABD South Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Bölümünden Prof. Dr. Besim Öğretmen. Yaşlılıkla birlikte kanser riskinin arttığına yönelik çok sayıda uluslararası araştırmaya imza atan Prof. Dr. Öğretmen’in de içinde bulunduğu ekip, yeni bir mekanizma keşfederek hem yaşlılıkta hem de kanserli hücrelerde görev yapan bir ilaç geliştirdi. YAŞLILIK DA YAVAŞLAYABİLİR Yaşlılarda kanser riski daha fazla olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Öğretmen, yaşlılık ve kanser ilişkisi üzerinde yaptıkları çalışmaları şöyle özetledi: Bizim yaptığımız ve diğer laboratuvarlarda yapılan çalışmalarda kanseri engellemeye çalıştığımızda yaşlanmayı artırdığımızı, yaşlanmayı engellemeye çalıştığımızda da kanseri artırdığımızı gördük. Bizim yaptığımız çalışmalarda bu ikisini bir anda daha iyi nasıl tedavi edebiliriz diye düşündük. Yani hem kanseri önlemek ya da tedavi etmek, hem de yaşlanmaya başlamış dokuları biraz daha gençleştirebilmek mümkün müydü?  iki ilaç kullanarak hem kanser hücrelerini öldürmek hem de yaşlanmaya başlamış hücreleri yenileyebilir miydik? Şu andaki çalışmalarımız sonucunda hem yaşlılıkta hem de kanserli hücrelerde görev yapan bir ilaç bulduk. İLAÇ GELİŞTİRİLDİ Bu ilacın klinik çalışmalarının sürdürüldüğünü ve ilk olarak bütün kanser türlerindeki son evredeki hastalar üzerinde bakıldığını söyleyen Prof. Dr. Öğretmen “İkinci safhaya geçtik, şimdi prostat kanseri üzerinde deneniyor. Yaşlılığı artıran mekanizmaları yok etmek için de ikinci ilacı çalışıyoruz. Amaç ikisini bir arada verip hem kanseri hem de yaşlılığı daha azaltmak, yavaşlatmak” diye konuştu. HIV VİRÜSÜ İLE KANSERE MÜDAHALE Acıbadem Üniversitesi Hücre Laboratuvarı Direktörü Prof. Dr. Ercüment Ovalı kişinin kendi bağışıklık hücresinin genetiğini değiştirerek onu kanserle savaşan bir hücre hâline getiren ‘Car-T Cell’ tedavisinin Türk versiyonunu geliştirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. 6 yıldan bu yana Car-T Cell tedavisi ile ilgili çalışmalar yürüten Prof. Dr. Ovalı, kesin sonuç için henüz erken olduğunu ancak tablonun olumlu yönde ilerlediğini belirtiyor. Amerika’da ve Avrupa’da yeni yeni çalışmaları sürdürülen Car- T Cell tedavisinin bir tür immünoterapi olduğunu belirten Prof. Dr. Ovalı üzerinde çalıştığı tedaviyi şöyle anlatıyor: Normal şartlarda kendi bağışıklık sistemimiz kanseri tanır onu kontrol eder ama yok etmez. Çünkü kanser hücresi, bağışıklık hücresi ile aynı soydan. Bağışıklık, kanser hücresini yabancı görmediği için bir mikropla, virüsle ya da mantarla savaştığı gibi savaşmaz. Klasik immünoterapiyle kanseri kontrol altına alabiliyoruz ama tamamen ortadan kaldıramıyoruz.  Car-T cell kanseri tamamen temizlemek için dizayn edilmiş bir tedavi. Burada, kişinin kendi bağışıklık hücresini dışarı alıp, genetiğini değiştiriyoruz. Hücrenin içine HIVvirüsü naklediyoruz. Ama virüsün hastalık yapan kısmını alıp sadece taşıyıcı kısmını bırakıyoruz. Kestiğimiz kısma da kendi istediğimiz geni koyuyoruz. Bu şekilde genetiği değiştirilmiş hücreyi naklediyoruz. HIV virüsü her zaman yaptığı gibi önce bağışıklık hücrelerinin içine giriyor ama hastalık yapan kısım olmadığı için yerleştirdiğimiz gen çalışmaya başlıyor. T lenfositleri kanseri kendi dokusu gibi değil de düşman görüyor ve savaşmaya başlıyor. Hiç şansı kalmamış hastalarda yüzde 70 olasılıkla işe yarayan bir tedavi.” DÖRT HASTA İLE ÇALIŞIYORUZ Car-T cell’i, şu ana kadar dört hastaya uyguladıklarını ve tedavinin iyi gittiğini belirten Prof. Dr. Ovalı “Hastalarımızın en küçüğü 6, en büyüğü 42 yaşında. Üçü lösemi , biri lenfoma hastası. Biri hariç durumları iyi. Hedefimiz 24 hastaya çıkmak. Muhtemelen ilk resmi sonuçları da Mart’ta Avrupa 2. Transplant Kongresi’nde açıklayacağız. Patente takılmamak için adını ISIKOK koyduk” dedi. Türkiye Gazetesi
admin

Haber Editörü

admin

info@dogununnabzi.com

Kırsal Kalkınmaya 35 milyon euroluk destek

İzmir açıklarında 3,6 büyüklüğünde deprem

İran, ABD gemisini hedef aldı

Marmaris’e yanaşan lüks geminin yakıt faturası duyanları şaşkına çevirdi

Uşak Belediye Başkan Vekili Hatice Terekeci Özkan oldu

Tayland'da Charnvirakul hükümeti göreve başladı

Mersin’de gerçekleştirilen denetimlerde 866 firmada 94 bini aşkın ürün kontrol edildi

Bolu Belediyesi soruşturmasında 3 zanlı tutuklandı

Cumhurbaşkanı: ”Türkiye’nin gündeminde seçim yok”

Tarım ve Orman Bakanlığından zirai don uyarısı

Trump’tan İran’a “bir gecede yok edilebilir” tehdidi

Mersin’de arama kaydı bulunan 870 kişi yakalandı

Trump: İran ile anlaşma için son tarih Salı günü

Siirt’te kuruyan Zirin GölÜ yeniden eski doğal görünümüne kavuştu

Luhansk'ta 41 madenci mahsur kaldı

Çamlıca Koleji öğrencisinden uluslararası başarı

Şanlıurfa'da feci kaza: 3 ölü, 1 yaralı

Antalya'da 11 adrese düzenlenen operasyonda çok sayıda silah ele geçirildi

Hindistan'da bir dönme dolap aşırı yük nedeniyle devrildi: 40 yaralı

Algida'dan boykottan kaçış hilesi: Marketlerde Oando markasıyla görünmeye başladı

Hastanede büyük mağduriyet: Yeni anneler merdivenle bebeklerine ulaşıyor

Bakan Uraloğlu: Bölünmüş yol ağımızı 30 bin kilometrenin üzerine çıkardık

HÜDA PAR Milletvekili Dinç: Adalet kurumlarında bile kuzuyu kurda emanet etmişsek tuz kokmuştur

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok

Siyonist Ben-Gvir, Mescid-i Aksa'ya saldırdı

Bangladeş'te kızamık kaynaklı ölümlerde artış

Bakan Memişoğlu: GÖKBEY ambulansımız gökyüzüyle buluştu

İran: ABD, uranyum çalmak için 'aldatma operasyonu' yapmış olabilir

Orban: Türk Akım’ı patlatma girişimi Ukrayna’nın eylemleriyle örtüşüyor

Mersin'den siyonist rejimin Filistinli esirlere yönelik idam kararına tepki

Yükleniyor

loading
Haberi Sesli Oku

ŞEHİR HABERLERİ


Kırsal Kalkınmaya 35 milyon euroluk destek

İzmir açıklarında 3,6 büyüklüğünde deprem

İran, ABD gemisini hedef aldı

Marmaris’e yanaşan lüks geminin yakıt faturası duyanları şaşkına çevirdi

Uşak Belediye Başkan Vekili Hatice Terekeci Özkan oldu

Tayland'da Charnvirakul hükümeti göreve başladı

Mersin’de gerçekleştirilen denetimlerde 866 firmada 94 bini aşkın ürün kontrol edildi