14710,86%-0,39
43,03% 0,02
50,29% -0,05
6156,20% -0,97
10167,41% 0,08
ABD yönetimi, uluslararası hukuku ve devletlerin egemenliğini hiçe sayan bir tutumla, Danimarka'ya bağlı Grönland üzerinde hak iddia etmeyi sürdürürken, askerî müdahale ihtimalini de açıkça masaya koydu.
Beyaz Saray'dan Reuters'a yapılan açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump ve danışmanlarının Grönland'ın "elde edilmesi" için farklı seçenekleri görüştüğü, Amerikan ordusunun da bu seçenekler arasında yer aldığı belirtildi.
Beyaz Saray açıklamasında, Trump'ın Grönland'ı ABD için bir "ulusal güvenlik önceliği" olarak gördüğü ifade edilerek, bu yaklaşımın Kuzey Kutbu bölgesinde Washington'un rakiplerine karşı "caydırıcılık" amacı taşıdığı öne sürüldü.
Açıklamada, "ABD ordusunun kullanımı, silahlı kuvvetlerin başkomutanının her zaman elindeki bir seçenektir" denilmesi, Washington'un sömürgeci zihniyetini açıkça ortaya koydu.
ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili de Grönland üzerinde hak iddia eden Danimarka'nın konumunu sorguladı. Trump'ın politika ve iç güvenlik danışman yardımcısı Stephen Miller, CNN'e yaptığı açıklamada, Grönland'ın NATO'nun çıkarlarını ve Kuzey Kutbu'nun güvenliğini korumak için ABD'nin parçası olması gerektiğini savundu.
Miller'in "Danimarka Grönland üzerinde hangi hakla egemenlik iddia ediyor?" sözleri, ABD'nin müttefiklerini dahi baskı altına almaktan çekinmediğini gösterdi.
Askerî müdahale ihtimaline ilişkin soruya ise Miller, kimsenin Grönland için ABD'ye karşı savaşmayı göze alamayacağını söyleyerek, güç dengesine dayalı tehditkâr yaklaşımı sürdürdü. Bu açıklamalar, Washington'un "diyalog" söylemine rağmen, fiiliyatta güç ve zor kullanımını meşru gördüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Trump da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Danimarka'ya bağlı Grönland'a "ihtiyaçları olduğunu" savunmuş, bölgede artan Rusya ve Çin etkisini gerekçe göstermişti. Trump, Grönland'ın stratejik konumuna dikkat çekerek, adanın Rus ve Çin gemileriyle çevrili olduğunu iddia etmişti.
ABD'nin, başka bir ülkeye ait topraklar üzerinde askerî seçeneği rahatlıkla dile getirmesi, Washington'un yıllardır savunduğunu iddia ettiği "uluslararası düzen" ve "egemenlik" ilkelerinin yalnızca kendi çıkarlarına hizmet ettiği sürece geçerli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Grönland tartışması, ABD'nin küresel ölçekte sürdürdüğü müdahaleci ve dayatmacı politikanın yeni bir örneği olarak kayda geçti. (İLKHA)