11288,05%-0,71
41,14% 0,25
48,13% 0,08
4559,41% 1,12
7244,37% 0,74
TBMM Genel Kurulu’nda Gazze gündemiyle düzenlenen olağanüstü oturumda konuşan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, siyonist işgalcilerin saldırılarını sadece Filistin halkına değil, insanlığın ortak değerlerine karşı bir saldırı olarak nitelendirdi.
"Her gün açlıktan çocuklar ölüyor, dünya sadece kınıyor," diyen Yapıcıoğlu, somut adım çağrısı yaptı.
İşgalci siyonistlerin devlet vasfına sahip olmadığını vurgulayan Yapıcıoğlu, hükümete ve Meclis’e seslenerek, israilin tanınmasının askıya alınması ve soykırımı cezalandıran yasa teklifinin bir an önce gündeme alınması çağrısında bulundu.
Yapıcıoğlu, "Sayın milletvekilleri, 1917’den beri işgal altında olan Filistin, son iki yıldır tarihin gördüğü en barbar saldırılarından birini yaşıyor. Siyonist terör örgütünün saldırıları sadece masum Filistinlilere yönelik değildir; tüm insani değerlere yöneliktir. Bütün bu insani değerler; hukuk, hakkaniyet, adalet ve merhamet, bugün çok vahşi bir saldırı altındadır. Gerçekten yaşanan vahşeti anlatmaya kelimeler yetmez. Her gün açlıktan ve susuzluktan dolayı beşer onar çocuk ölüyor. Açlıktan derisi kemiğine yapışmış masum çocukların görüntüsü, yürekleri yakıyor. Bütün dünya lanetliyor ama lanet olası zalimlereh soykırımı devam ediyor. İnsanlar kınıyor, STK’lar yürüyüş yapıyor, hükümetler şiddetle kınıyor, Birleşmiş Milletler kınıyor. Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi yargılama yapıyor, tedbir kararları alıyor ama soykırım durdurulamıyor." dedi.
"Artık söz bitti, eyleme geçme zamanıdır"
Konuşmasının devamında Yapıcıoğlu, şunları aktardı: "Koro halinde 'Artık söz bitti, eyleme geçme zamanıdır' diyoruz. Herkes aynı sözde birleşiyor. Sonra toplanıp söz söyleyip, konuşup dağılıyoruz. Bir tuhaflık yok mu? Herkes birilerini eyleme geçmeye davet ediyor. Peki, kim eyleme geçecek? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 25 Mart 2024’te derhal ateşkes kararı aldı, ama bu karar daha uygulanmadı. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 25. maddesine göre Güvenlik Konseyi kararları bağlayıcıdır. Ama terör rejimi bu kararı da, bu kuralı da takmadı. Uluslararası mahkemelerin bölgeye insani yardım ulaştırılmasının engellenmesine dair aldığı tedbir kararları da uygulanmadı. Ancak, bu kararı alan hâkimler hakkında yaptırım kararı alındı."
"Evet, israil bir devlet değildir"
Gazze'deki vahşetin durdurulması gerektiği konusunda herkesin hemfikir olduğunu belirten Yapıcıoğlu, "Herkes çağrıda bulunuyor, 'Bu vahşeti durdurun' diyor. Peki, bu vahşeti kim durduracak ve bu vahşet nasıl durdurulacak? Somut bir adım atalım. Gelin bu sefer daha önce altı kez yaptığımız gibi sadece konuşup dağılmayalım. Sadece kınamakla yetinmeyelim. Uluslararası hukuk kurallarına ve uluslararası sözleşmelere aykırı davranmanın, bütün insani değerlere savaş açmanın ve onları çiğnemenin bir bedeli olmalı değil mi? Bu zalimlere bir bedel ödetmeli değil mi? Kınamalar kâr etmiyor, şiddetli kınamalar da bir şey ifade etmiyor. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere pek çok devlet adamı da israil için 'haydut, terör devleti, terör örgütü' ve benzeri nitelendirmeler yapıyor. Soykırımcılar, daha fazlasını da hak ediyor. Evet, israil bir devlet değildir. Biraz önce bir polemik yaşandı. 1948’de durum neydi? israil neydi? Tanıma kararı her neyse, onları geçtik ve tarihte kaldı. Ama şu anda ve bize göre aslında hiçbir dönemde israil, devlet olma vasfını taşımıyor. Bir devlet için asgari üç şey gereklidir: Sınırları belli bir toprak parçası, o toprak parçası üzerinde yaşayan ortak bir geçmişi ve kültürü olan bir halk ve son olarak hukuki ve siyasi bir organizasyon gereklidir. Devlet vasfı için bu üç şey olmazsa olmazdır. israilin belirlenmiş bir sınırı yoktur. Kendilerine ait toprakları yoktur. Oradaki siyonistlerin neredeyse hiçbirinin dedesinin mezarı orada değildir. Dünyanın farklı bölgelerinden gelen ve her biri farklı ülke vatandaşı olan hırsızlar, gasıplar, Filistinlilerin topraklarını parsel parsel gasp ediyor. Yani oradaki hırsızlar topluluğunu bir halk olarak kabul etmek mümkün değildir. Peki biz neden israili devlet olarak tanıyoruz? Gelin, israilin devlet olarak tanınmasına dair Bakanlar Kurulu kararını geri almak için burada, Meclis olarak bir çağrıda bulunalım. Geri alamıyorsak, en azından askıya alalım." ifadelerine yer verdi.
"Gelin, kanun teklifimizi gündemin ilk sırasına alalım, görüşelim ve soykırımcıları cezalandıralım"
"Meclis olarak, siyonist terör örgütünün yaptıklarını 'soykırım' olarak tanıyalım" diyen Yapıcıoğlu, "Bir Meclis kararı çıkaralım. Daha önce Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Kasım 1975’te kabul ettiği 3379 sayılı bir karar var. Bu kararda siyonizm, bir ırkçılık ve ırk ayrımcılığı biçimi olarak tanımlanmıştır. Gelin biz de benzer bir karar alalım. 'siyonizm ırkçılıktır' diyelim. Bu ırkçı, soykırımcı terör örgütüyle ilişkileri de terörizmin ve ırkçılığın desteklenmesi olarak tanıyalım. 58 sıra sayılı bir kanun teklifimiz vardı. Soykırımların cezalandırılmasına ilişkin bir kanun teklifi hazırladık. Belki tarihte bir ilk olarak, bu kanun teklifimizin komisyonlarda görüşülmeyen kanun teklifimizin doğrudan Genel Kurul gündemine alınması için bir önerge verdik. O önergemiz Meclis’te bulunan 8 partinin desteğiyle kabul edildi. Ve o kanun teklifi bir yılı aşkın süredir Genel Kurul’da görüşülmeyi bekliyor. Gelin, onu gündemin ilk sırasına alalım, görüşelim ve soykırımcıları cezalandıralım. Elimiz Filistin topraklarında oradaki işgal topraklarında kalanlara yetişmiyorsa, bari kendi vatandaşımız olanları yargılayıp cezalandıralım…"şeklinde belirtti.
"Zalimler için yaşasın cehennem diyorum"
Son olarak Yapıcıoğlu, "Kimse kendini temize çıkarmasın. Çocuklar açlıktan ölürken seyreden herkes suçludur. Kimse yaptığını yeterli görmesin. Eğer yeterli olsaydı, çocuklar açlıktan ölmeye devam etmezdi. Keşke 'Daha fazla ne yapabiliriz?' diye her birimiz kendimize sorsaydık. Herkes yetkisi ve gücü oranında sorumludur. Az ya da çok, herkes yapabileceğinden sorumludur. Son olarak Sayın Başkan, bu Meclis’te yapılan tartışmaları, bu manzarayı siyonist bir katil ile ailesini kaybetmiş, açlık çeken bir Filistinlinin seyrettiğini düşünelim. Acaba hangisi sevinir, hangisi üzülürdü? Bari bu meselede yani gerçekten partiler üstü, hatta uluslar üstü olan bu Filistin meselesinde daha önce altı kez yapıldığı gibi oy birliğiyle bir karar alalım. Ve bu karar dişe dokunur bir karar olsun. Zalimleri değil, mazlumları sevindirelim. Zalimler için yaşasın cehennem diyorum." diye konuştu. (İLKHA)