Tarih: 03.10.2023 15:12
Güncelleme: 03.10.2023 15:12
Betül Altınsoy’un Yazar Yıldız Tek Gamlı ile Söyleşisi
Betül Altınsoy’un Yazar Yıldız Tek Gamlı ile Söyleşisi
Betül Altınsoy’un Yazar Yıldız Tek Gamlı ile Söyleşisi
Öncelikle “Yüzyılın Masalları” kitabınız hayırlı olsun. Kitaplarınızı konuşmadan önce okuyucularımıza kendinizden bahseder misiniz?
- Teşekkür ederim, Bir Kapadokya Masalı, toprağımın mitolojik geçmişini bambaşka bir dille anlattığım, geçmişimizi çocuklarımıza anlattığım yepyeni bir çalışma oldu. Tüm masal sevenlere hayırlı olsun.
- Yazmaya çocuk kitabı ile başlamadım. İlkokul 2 ya da 3. sınıftan itibaren çocukça şiirlerle, ardından ergenliğimle denemeler, aşk ve memleket şiirleriyle başladım. Bulduğum her kâğıt parçasını, gazeteyi, dergiyi, önce sınıfın ardından okulun kitaplığında bulunan tüm kitapları, derken eskiden gazete bayisine gelen, kuponla alınan teşhire konan kitapları okudum. Benim için her kitap bir dünyaydı ve hayatımı şekillendirmekte faydası oldu. Anne olduğumda ise; çok güzel hikayelerin yanında, çocuklarımın okumayı öğrendiklerinde asla okumalarını istemediğim hikayeler de vardı. Bir şeyi eleştirmek yerine, doğru olanı yapmalıyız, dedim. Hem anne hem de bir eğitimci olarak dünyaya güzel, herkesin okumaktan zevk alacağı hikayeler bırakmak istedim. Tüm dünyadaki çocuklar benim çocuklarımdı, bizim çocuklarımızdı. Gökçe ve Göksu serisi, Cemil Han’ın Maceraları, Kayıp Balerin bunun için yazıldı. Büyüklere Küçüklerden Masallar ise gönüllü annelik yaptığım, girdiğim sınıflardan gerçek çocukların gerçek hikayeleri; yaptığımız küçük bir davranışın, söylediğimiz küçük bir sözün, çocuklar için ne anlamlar barındırdığını, onların gözünden, onların cümlelerinden, onları anlamamızı sağlayan dört hikâyeden oluşuyor. Benim için hikayelerimdeki her çocuk özel, her çocuk anlaşılmayı hak ediyor.
- Bence bir çocuk kitabı; güzel bir dünya yaratmalı… Kitabın türü ne olursa olsun, bir kitap, çocuklara sevgiyi, iyiliği, paylaşmayı, arkadaşlığı, doğa ve hayvan sevgisini, saygıyı, farklılıkları, farklı olmanın normal olduğunu öğretmelidir. Akademik bir bilgiye ulaşmak artık çok kolay ama hikayeleri bilgiden ayıran fark her çocukta farklı bir dünya yaratması, aynı zamanda o dünyaların tüm güzelliklerini çocuklara gösterebilmesidir.
İçinde bulunduğunuz şehre dair ne söylersiniz? Edebi açıdan sizi besleyen ortamlar var mı? Yoksa, o ortamları daha çok siz mi oluşturursunuz?
- “Yeşil Bursa” ya büyük hayallerle geldim; toprağın bu kadar bereketli olduğu bir bölgede çirkin yapılaşmayı, plastik yeşil çitleri, yapma ağaçları/ çiçekleri şehrin içinde görünce kahroldum. Oysa Ankara’da saksıda özenle yetiştirmeye çalıştığımız çiçekler, burada nerdeyse ağaç olmuş ya da özgürce asfaltın kenarında bile yer bulmuştu. Yapılacak çok basit çalışmalar ve sadece eğitim ve bilinçlendirme ile bunun önüne geçilebilir.
Kitapların çocukların gelişimine katkıları hakkında neler düşünüyorsunuz?
Sizce çocuklar kitaplarla hangi yaş grubunda tanışmalı?
- Bence her anne-baba çocuğuna üçüncü ayına girdikten sonra masallar, hikayeler okumalı ya da gözlerinin içine bakarak hikayeler uydurmalıdır. Çünkü çocuk kalabalık bir ailede değilse -ki artık çoğumuz çekirdek aileyiz- çocuğun ilk etkileşimi anne-baba ve ilk iletişim yine anne-babadır. Nasıl bir çocuk istiyorsanız öyle bir anne-baba olmak zorundasınız; eğitimli, bilgili, hayal gücü yüksek, iletişimi başarılı bir çocuk istiyorsanız çocuğunuza okumak zorundasınız. Hatta çocuk okuma-yazma öğrenince evde televizyonu, bilgisayarı, telefonu kapatıp “okuma saati” yapıp, hep birlikte okumalısınız. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok! Atalarımızdan kalan çok basit bir kural var: “Ne ekerseniz, onu biçersiniz”
Çocuk kitaplarının ve çocuk kitabı yazarlarının ülkemizdeki durumunu nasıl değerlendirirsiniz?
- Acınası… Çocuğa, eğitime, geleceğe değer veren bir ülkem olsun isterdim. Üreteni, bilimi, sanatı, sporu sadece bir başarı sağlandığında değil, emeğin değer verildiği bir ülkem olsun isterdim.
- Ben teşekkür ederim. Bu yaşa gelince, söz konusu çocuklar olunca çok konuşuyorum. Tüm olumsuzluklara rağmen voleybol takımımız başta olmak üzere Cumhuriyetimizin 100.yılında çalışan, üreten, başaran gençleri görünce her biriyle ayrı ayrı gurur duyuyorum. Atamızın izinden bilime, sanata, spora değer veren, geleceği hazırlayan herkese çok teşekkür ederim.



