Türkiye’de ibadethanelerin hali ortada…
Kışın camiler buz gibi, yazın ise nefes alınamayacak kadar sıcak. Oysa camiler; sadece namaz kılınan mekânlar değil, insanın huzur bulması, kalbin sakinleşmesi, ruhun dinlenmesi gereken yerlerdir. Peki soralım: Üşüyerek titreyen, sıcaktan bunalan bir insan nasıl huşu ile ibadet edebilir?

Bugün pek çok camide tablo aynı. Cemaat, namaza odaklanmak yerine ayağının donmasını, alnından akan teri, sırtına yapışan gömleği düşünüyor. İnsanlar ibadetlerini gönül rahatlığıyla yapmak yerine, “Bir an önce bitsin de çıkalım” telaşıyla saf tutuyor. Bu mu ibadetin ruhu?

Bu durum sadece cemaati değil, imamları da zor durumda bırakıyor. İmam, cemaatin şikâyetlerini dinliyor ama çözüm üretemiyor. Çünkü caminin elektriği, doğalgazı, bakımı, onarımı çoğu zaman cemaatin omzuna bırakılmış durumda. İmam ne yapsın? Kimi zaman “ısıtıcıyı açmayalım fatura kabarır” deniyor, kimi zaman “klimayı kapatın elektrik çok yakıyor.” Sonuç: Ne imam rahat, ne cemaat huzurlu.

Asıl soruyu sormak gerekiyor:
Devlet nerede? Diyanet nerede?

Diyanet İşleri Başkanlığı, devasa bütçelerle konuşulurken, iş caminin ısınmasına, soğutmasına gelince neden sessizlik hâkim? Milyonlarca insanın her gün girdiği, Allah’a yöneldiği mekânların temel giderleri neden hâlâ bağış ve yardım kutularına mahkûm?

Camiler bu ülkenin en kutsal ortak alanlarıdır. Bir mahallenin camisi, o mahallenin vicdanıdır. Ama bugün camiler adeta “idare edin” anlayışıyla ayakta tutulmaya çalışılıyor. İbadethanenin sıcaklığı ya da soğuğu, lüks değil zorunluluktur. Kimse beş yıldızlı konfor istemiyor; sadece insani şartlar talep ediliyor.

Üstelik mesele sadece konfor da değil. Yaşlılar, çocuklar, hastalar var bu camilerde. Soğukta namaz kılan yaşlı bir insanın sağlığı, sıcakta bayılan bir çocuğun durumu kimin sorumluluğunda? Bu ihmallerin vebali yok mu?

Artık açık konuşmak gerekiyor:
Camilerin ısınma ve soğutma giderleri devlet tarafından düzenli ve kalıcı şekilde karşılanmalıdır. Bu, ne bir lütuf ne de bir ayrıcalıktır. Bu, inanca saygının, ibadete verilen değerin göstergesidir.

İbadethaneler, insanların kaçmak istediği değil; huzurla girmek istediği yerler olmalıdır. Soğukta üşüyerek, sıcakta bunalarak kılınan namaz; insanı Allah’a değil, kapıya yaklaştırıyor. Bunu görmezden gelmek, hem cemaate hem imamlara haksızlıktır.

Artık bu mesele konuşulmalı, tartışılmalı ve çözülmelidir. Çünkü ibadet, sabır sınavı değil; huzur bulma halidir.



Mehmet Salih SEYHAN

Camiilerde Soğukta Üşüyerek, Sıcakta Bunalarak İbadet Olur mu?

.

Tarih: 30.01.2026 12:00 Güncelleme: 17.01.2026 21:25