Dünya Susuyor, Acılar Konuşuyor
.
Müslüman coğrafyaların ortak yarası…
Dünyanın neresine bakarsanız bakın, bir acının izine rastlıyorsunuz. Ama bazı coğrafyalar var ki, acı artık bir haber değil; bir hayat biçimi olmuş. Sabah bombayla uyanan çocuklar, akşamı görebilir mi diye dua eden anneler, yıkıntılar arasında umut arayan babalar…
Bu manzara, ne yazık ki birçok Müslüman coğrafyanın ortak gerçeği haline geldi.
Bir tarafta güç, teknoloji ve çıkar hesapları…
Diğer tarafta ise sadece hayatta kalmaya çalışan insanlar…
Ve en acı olanı:
Dünya çoğu zaman bu zulmü sadece izliyor.
Oysa Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur.” (Hud, 113)
Bu ayet sadece zulmedenleri değil, zulme sessiz kalanları da uyarıyor. Çünkü bazen en büyük suç, yapılan kötülük değil; o kötülüğe karşı susmaktır.
Bugün Filistin’den Doğu Türkistan’a, Suriye’den Arakan’a kadar birçok yerde Müslümanlar ağır imtihanlardan geçiyor. Evlerinden edilenler, kimlikleri yok sayılanlar, inançları yüzünden baskı görenler… Hepsi aynı soruyu soruyor aslında:
“Bizi duyan var mı?”
Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Müminler bir beden gibidir. Bir uzuv rahatsız olduğunda diğerleri de uykusuzluk ve ateşle ona iştirak eder.” (Buhari, Müslim)
Bugün bu hadisi yeniden düşünmek zorundayız.
Gerçekten bir beden gibi miyiz?
Yoksa acılar sadece ekranlardan izlenen görüntülerden mi ibaret?
Bir çocuğun ağlaması, bir annenin feryadı, bir babanın çaresizliği…
Bunlar sadece onların değil, hepimizin meselesidir. Çünkü ümmet bilinci; sınırları aşan bir kardeşliktir.
Ama mesele sadece dışarıdaki zulüm değil…
İçerideki duyarsızlık da ayrı bir yaradır.
Alıştık…
Görmeye alıştık, duymaya alıştık, üzülüp geçmeye alıştık…
Oysa alışmak, insanın vicdanını köreltir.
Bugün elimizden belki çok şey gelmeyebilir. Ama en azından şunları yapabiliriz:
Unutmamak…
Dua etmek…
Ses olmak…
Ve zulme karşı duruş sergilemek…
Çünkü bir gün tarih, sadece zalimleri değil;
suskun kalanları da yazacak.
Zulüm ile abad olunmaz.
Ve unutulmamalıdır ki;
Mazlumun ahı, er ya da geç yerini bulur.
Dünya susabilir…
Ama vicdan susmamalı.



