Kahve Köşelerinde, Tükenen Ömürler!
.
Aileyi unutanlara, “çocuklar söz dinlemiyor” diyenlere bir çağrı…
Bir zamanlar evler vardı…
İçinde muhabbetin olduğu, sofraların bereketle kurulduğu, çocuk seslerinin huzur verdiği evler…
Şimdi ise o evlerin yerini, saatlerin kahve köşelerinde tüketildiği, ekranların ailelerin önüne geçtiği bir hayat aldı.
Günler kahvede, geceler telefonda…
Sonra dönüp şöyle deniliyor:
“Bu çocuklar neden söz dinlemiyor?”
Peki hiç düşündük mü?
Biz çocuklarımıza ne kadar söz dinledik?
Onlara ne kadar vakit ayırdık?
Onlarla ne kadar göz göze geldik?
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun.” (Tahrim, 6)
Bu ayet, sadece bir uyarı değil; aynı zamanda bir sorumluluktur.
Aileyi korumak, sadece maddi ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Onlara zaman ayırmak, sevgi göstermek, örnek olmak… İşte asıl görev budur.
Bugün birçok anne baba şikâyetçi:
“Çocuğum söz dinlemiyor…”
Ama o çocuk, belki de en çok şunu söylüyor içinden:
“Beni ne zaman dinlediniz?”
Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz.” (Buhari, Müslim)
Bu hadis bize açıkça şunu söylüyor:
Bir baba, ailesinden sorumludur.
Bir anne, evladından sorumludur.
Ve bu sorumluluk, sadece nasihat etmekle değil, yaşayarak örnek olmakla yerine getirilir.
Bir diğer yara da “sıla-i rahim”…
Eskiden bayramdan bayrama değil, haftada bir kapılar çalınırdı.
Şimdi aynı şehirde yaşayan kardeşler, aylarca birbirini görmüyor.
Akrabalık bağları zayıflıyor, gönüller uzaklaşıyor.
Oysa Efendimiz (s.a.v.) ne buyuruyor:
“Akrabalık bağını koparan cennete giremez.” (Müslim)
Bu söz, aslında sadece bir tehdit değil, bir uyanış çağrısıdır.
Çünkü sıla-i rahim sadece ziyaret değil; bir gönül köprüsüdür.
Bugün geldiğimiz noktada acı bir gerçek var:
İnsanlar dünyaya o kadar dalmış ki, ahireti unutmuş…
Zamanını o kadar boşa harcıyor ki, ömrünün nasıl geçtiğini fark etmiyor.
İmam Gazali’nin dediği gibi;
Ömür azalıyor ama biz hâlâ oyalanıyoruz…
Kahve köşelerinde geçirilen saatler,
Aileden çalınan zamanlar,
Ertelenen ziyaretler…
Bunların hepsi, geri gelmeyecek bir ömrün parçalarıdır.
Artık uyanmak gerekiyor.
Dünya bir sarhoşluksa, bu sarhoşluktan ayılmak gerekiyor.
Çünkü en büyük kayıp; para değil, zaman değil…
Ailedir.
Çocuklar söz dinlemiyorsa, önce biz kendimizi dinleyelim.
Aile dağılıyorsa, önce biz nerede eksik yaptık bakalım.
Ve unutmayalım…
Bir gün herkes, en çok ihmal ettiği şeyden sorguya çekilecek.
Uyanın artık…
Dünya oyalar, ama ahiret hesap sorar.



