Sessiz Cephe
.
Son
Savaşın bittiğini söylediler.
Ama ortada bir zafer yoktu.
Ne bir bayrak dalgalanıyordu içimde, ne de geri dönen bir asker vardı.
Sadece suskunluk… ve terk edilmiş bir cephe.
Kimin kazandığını sormadım. Çünkü ortada kazanan yoktu.
Ben çekilmedim aslında; sadece fark ettim.
Benim dışımda kimse savaşmıyormuş.
Aynı yerlerde durup aynı yaraları savunuyormuşum, tek başıma.
Birisi sormuştu bir ara,
“Geçmez dediğin, kaçıncı günün yarınındasın?”
Cevap vermedim.
Çünkü geçmek dediğiniz şeyin ne olduğunu artık biliyorum.
Geçiyor, evet.
Ama geçerken benden neleri eksilttiğini,
beni kendime ne kadar yabancılaştırdığını,
içimden neleri alıp götürdüğünü kimse bilmiyor.
Ben de anlatmadım.
Ait olmadığım duyguların içinde direnmekten vazgeçtim.
Beni hiç benimsememiş kalpler için verdiğim mücadeleyi bıraktım.
Çünkü insan, kendine yabancı yerlerde ne kadar kalırsa kalsın…
orada hiçbir zaman kendine bir yer bulamıyor.”
İçimde bir şey kaldı.
Adını koyamadığım, dökemedim de.
Ağlamak bile bazen bir lüks oluyor;
çünkü bazı kırgınlıklar gözyaşını bile hak etmiyor gibi.
En çok da kendime kırgınım.
Benden beklenmeyecek kadar çok şeyi,
benden beklemeyecek insanlara verdiğim için.
Karşılığı olmayan iyiliklerin,
insanın içinden eksilttiğini geç öğrendim.
Ve en net cümle şu kaldı geriye:
Ben, en karanlık anımda yalnızdım.
Bu artık anlatılacak bir şey değil.
Ne açıklaması var, ne de telafisi.
Bazı gerçekler vardır; konuşuldukça küçülür,
ama hissedildikçe insanın içine yerleşir.
Zaman geçti deniyor.
Ama bazı anlar geçmez, sadece yer değiştirir.
Eskiden canımı yakan şeyler şimdi sadece içimde duruyor.
Ne azalıyorlar ne de artıyorlar.
Sadece varlar.
Artık kimseye bir şey anlatma isteğim yok.
Çünkü insan en çok anlaşılmadığı yerde yoruluyor.
Ve ben, yorulmanın bile sessiz yaşandığını öğrendim.
Bir beklentim de kalmadı.
Ne birinin gelmesini istiyorum ne de birinin kalmasını.
Gidenlerin ardından bir boşluk oluşmadı,
çünkü zaten dolu değildi.
Kendime bile anlatamadığım şeyleri
başkalarına anlatmaya çalışmanın anlamsızlığını fark ettim.
Bazı duygular vardır,
paylaşıldığında hafiflemez.
Sadece yerini belli eder.
Şimdi her şey daha sade.
Daha az his, daha az söz, daha az insan.
Ve garip olan şu ki,
hiçbir şey eksik gibi gelmiyor artık.
Ben artık savaşmıyorum.
Savunmuyorum da.
Sadece duruyorum.
Ve bu duruşun içinde
ne bir umut var
ne de bir beklenti.
Sadece alışılmış bir yalnızlık.




